"Kendi yıkımını hazırlayan insan kendini yabancılaşmış, sapına kadar yalnız hisseder. Toplumun dışındadır. Kendi kendine şöyle der:"deliriyorum galiba". Anlamadığı şudur: toplum da tıpkı kendisi gibi büyük zarar ve felaketlerden kârlı çıkar. Bu savaşlar, kıtlıklar, su baskınları ve depremler çok belirli gereksinimleri karşılarlar. İnsanlar kaos ister. Doğrusu buna gereksinimleri de vardır. Durgunluklar, çatışmalar, halk hareketleri, cinayet, hepsi korkunç. Ölüm ve yıkımın yarattığı bu karşı konulmaz orji durumunun içine çekilmişiz neredeyse. Hepsi içimizde. İçinde olmaktan zevk alıyoruz. Tabii ki medya tüm bunlara üzgün bir yüz takınır. Bunu, onları büyük insan trajedileri kılıfına sokarak yapar. Ama hepimiz medyanın işlevini biliyoruz. Dünyadaki kötülükleri yoketmeye çalışmaz. Onun görevi bu kötülükleri kabul etmemizi ve onlarla birlikte yaşamamızı sağlamaktır. İktidarın bizden istediği edilgin gözlemciler olmamızdır. Ve onlar bize başka bir seçenek vermezler. Arada sırada bütünüyle simgesel değerde bir katılım eylemi olan oy vermenin dışında tabii. Sağcı bir kukla mı yoksa solcu bir kukla mı olmak istersin? Galiba şimdi sosyopolitik ve bilimsel modellere ilişkin yetersizliklerimi ve hoşnutsuzluklarımı yansıtmanın tam sırası. Bırak duyulsun sessizliğim."
"Eee, küçük teknem hakkında ne düşünüyorsun? Adını seyr-i alem koyduk. Dünyayı seyretmek anlamında. Kullandığım araç, kişiliğimin bir uzantısıdır bana kalırsa. İşte. Bu da dünyaya açılan pencerem, her dakikası ayrı bir gösteri. Bu gösteriyi yeterince anlamayabilirim, hatta ona katılmam da gerekmez. Ama diyeceğim şu; onu kabul eder ve kayar giderim.Sen herşey yolunda gitsin istersin, bense ne diyeceğimi bile bilmem. Akıntıya karışmak istersin. Deniz ırmağa hiç hayır der mi? Bir yere varmaktansa hep yola çıkmak en güzeli. Tanışmalardan ve elvedalardan tasarruf etmiş olursun. Yolculuk, açıklama değil sadece yolcu ister. Geldiğiniz yer burası dostlar. Bu, gezegene renkli bir kalem kutusuyla gelmeye benziyor. Kutunuz 8'li ya da 16'lı olabilir. Ama önemli olan kalemlerle ve size verilen renklerle ne yaptığınız. Çizgilerin içini ya da dışını boyadım diye üzülmeyin. Çizgilerin dışını boyayın derim ben. Sayfanın dışını boyayın. Beni de kutuya koymayın. Biz okyanusa doğru akıp gidiyoruz. Kara ile kuşatılmadık, söylemek istediğim bu."
Zaman
2 yıl önce


+copy.jpg)






















