30 Ağustos 2007 Perşembe

The Notebook



Hayatımda izlediğim en iyi aşk filmi diyebilirim kesinlikle.Beni en çok ağlatan filmdir.Filmin en dokunaklı sahnelerinden birinde How much time do we have cümlesi geçiyor gerçekten çok anlamlı bir söz benim için ben The Jacket filminin finalinden alıntı yapmıştım bu filmde tekrar duyunca bir garip hissettim kendimi.The Notebook diğer hiçbir aşk filmine benzemiyor belki videolardan öyle bir anlam çıkarırsınız diye yazıyorum bunu.Herkesin izlemesini tavsiye ediyorum...


Filmden Alıntı:(filmde en sevdiğim dialoglardan biri)

allie : stay with you? what for? look at us, we're already fighting.

noah : well, that's what we do. we fight. you tell me when i'm being an arrogant son of a bitch and i tell you when you're being a pain in the ass. which you are 99% of the time.i'm not afraid to hurt your feelings. they have like a two second rebound rate and you're back doing the next pain-in-the-ass thing.

allie : so, what?

noah : so it's not gonna be easy. it's gonna be really hard. and we're gonna have to work at this every day, but i want to do that, because i want you.



IMDB
Ek$isözlük

video 1


video 2

29 Ağustos 2007 Çarşamba

28 Ağustos 2007 Salı

Sagopa Kajmer - Kürdan Kollar




Sagopa Kajmer - Kürdan Kollar

sago verse

sigaramin dumanini kiskan,
devran döner durur sabir an,
yok olmasan da saklan
utanmasan da arlan,
ve her zaman bulduğun en küçük ine saklan.
nerde çokluk orda haine tokluk,yalniz kal ve aklan !...
melek yanaklarimda,kelek kader ataklarinda
ayak batakliklarda.
ecel konaklarinda elem elimi birakmamakta.
dünüm yarinimi sorgulamakta.
bu yüzden kalem sayfanin şakaklarinda.

insan rabbin bebeği,hepsinin toplami 1 sürü
görmesekte başimizda bir çoban der-durur ''yürü !...''
hayat en yakin dostumdur,hep yanimda yürür.
birgün beni terketse kemiklerim üzüntüden çürür.
inanç bir tarladir,hedefi olanlarin sürdüğü.
gülmek bir mükâfattir,ağlayan gözlerin gördüğü.
ölüm bir karanliktir,tüm işiklarin söndüğü.
madalyon 2 taraflidir ,iyi ve kötünün böldüğü.

bilgilerimiz sis.....kaybolur batan güneş gibi.
akil inzivaya çekilir,birgün terkedip gider bizi.
sevgi tutuklu bir kral,esaretten bezmiş meğer.
aşk bir mülteci ,göçüp gider ,bilmez değer.

nakarat

feri kaçmiş 2 göz,birbirine sarilmiş 2 titrek dudaktan ibaret suratim.
(yardim çağir!....)
kurtarir bedeni elbet birileri ya.
kürdan kollar ağirliğinda ezilir,dokunsalar ağlarim,ağrisi feryat.
(tahammülsüzüm !...)
dindirir acini elbet bir melek ya.

mozole mirach verse

huzur özür dilemeli bana uğraramadığı her gün için
gurur affetmeli ona sadık olamadım tek eksiğim belki buydu
yazdıklarımı dinlenecek hale getiren zehri tatmak gerekir bazen bilki senin elinden...
derdi anlamakmı yoksa bilmemekmi fayda yoksa tek bi şansın olsa fişini çekmememekmi fayda nerde?
zorda olsa irade sende hakim her bi hücreme kilit sinirlerimde kazılı nefretimle...
yıldızlardan birine dokunabildim bu akşam kararsızım
gizlenmiş gecenin karanlığında o siyahıyla ansızın
kör bakar o gözleri ve yolu uzundur besbelli...
canı yanar acır teni kanı akar siler teri....
bu kalbi tek kelepçe iki bilekte bir dilekce olsa çehre solgun çevre hezeyan
devre hüsran hicran kovsa fobileri ve yoksa imkan elde git ileri...
kurtarır bedeni elbet birileri

SAGO ŞARKI SONUNA AĞLAMA PAYI BIRAK...

27 Ağustos 2007 Pazartesi

26 Ağustos 2007 Pazar

25 Ağustos 2007 Cumartesi

...




Bugün DarKnight kardeşimin oturduğu apartmana girdiğimde farkettiğim bi yazı hemen zudo kardeşimden fotosunu çekmesini istedim O'da hemen çekti saolsun...

23 Ağustos 2007 Perşembe

James Blunt - Goodbye My Lover




Görüntüler Grey's Anatomy dizisinden


James Blunt - Goodbye My Lover Lyrics [ENG]

did i disappoint you or let you down?
should i be feeling guilty or let the judges frown?
'cause i saw the end before we'd begun,
yes i saw you were blinded and i knew i had won.
so i took what's mine by eternal right.
took your soul out into the night.
it may be over but it won't stop there,
i am here for you if you'd only care.
you touched my heart you touched my soul.
you changed my life and all my goals.
and love is blind and that i knew when,
my heart was blinded by you.
i've kissed your lips and held your head.
shared your dreams and shared your bed.
i know you well, i know your smell.
i've been addicted to you.

goodbye my lover.
goodbye my friend.
you have been the one.
you have been the one for me.

i am a dreamer but when i wake,
you can't break my spirit - it's my dreams you take.
and as you move on, remember me,
remember us and all we used to be
i've seen you cry, i've seen you smile.
i've watched you sleeping for a while.
i'd be the father of your child.
i'd spend a lifetime with you.
i know your fears and you know mine.
we've had our doubts but now we're fine,
and i love you, i swear that's true.
i cannot live without you.

goodbye my lover.
goodbye my friend.
you have been the one.
you have been the one for me.

and i still hold your hand in mine.
in mine when i'm asleep.
and i will bear my soul in time,
when i'm kneeling at your feet.
goodbye my lover.
goodbye my friend.
you have been the one.
you have been the one for me.
i'm so hollow, baby, i'm so hollow.
i'm so, i'm so, i'm so hollow.


James Blunt - Goodbye My Lover Lyrics [TR]

seni hayal kırıklığına mı uğrattım ya da seni bıraktım mı?
kendimi suçlu hissetmeli miyim yoksa yargıçlar mı karar versin?
çünkü biz daha başlamadan ben sonu gördüm,
evet senin gözün kapalıydı ve biliyordum ki ben kazanmıştım.
ben de sonsuz hakla benim olanı aldım.
ruhunu alıp geceye çektim.
bitmiş olabilir ama burada kalmaz,
ben senin için buradayım, umursarsan tabi.
kalbime dokundun, ruhuma dokundun.
hayatımı ve tüm ideallerimi değiştirdin.
ve aşk kördür, bunu kalbimi kör ettiğinde anladım.

dudaklarından öptüm, başını ellerime aldım.
rüyalarını paylaştım, yatağını paylaştım.
seni çok iyi tanıyorum, kokunu biliyorum.
ben sana bağımlı olmuşum...

hoşçakal aşkım
hoşçakal arkadaşım
sen o'ydun
sen benim için o'ydun

ben hayalperestim ama uyandığımda,
ruhumu kıramazsın, aldığın sadece düşlerimdir.
sen yoluna devam ederken, hatırla beni,
hatırla beni, bizi ve nasıl olduğumuzu.
seni ağlarken gördüm, seni gülerken gördüm.
seni bir müddet uyurken izledim.
çocuğunun babası olacaktım.
seninle bir ömrü harcayacaktım.
korkularını biliyorum, sen de benim.
şüphelerimiz oldu ama artık iyiyiz,
ve seni seviyorum, yemin ederim doğru.
sensiz yaşayaşamam.

hoşçakal aşkım
hoşçakal arkadaşım
sen o'ydun
sen benim için o'ydun

ve hâlâ elimde elini tutuyorum.
elimde, uyurken...
ve ruhumu taşıyacağım zamanda,
ayaklarına diz çökerken.

hoşçakal aşkım
hoşçakal arkadaşım
sen o'ydun
sen benim için o'ydun

çok boş hissediyorum bebeğim, çok boş.
çok, çok, çok boş.

Badem - Sen ağlama

Heroes Season 2 Promos








Merak edenler vardı Sylar 2. sezon varmı die promolardan görüldüğü üzere var.

22 Ağustos 2007 Çarşamba

...




canımdan çok sevdiğim,
binlerce kilometre yol katettim,
nehirleri geçtim, dağları aştım.
çok acılar cektim, işkencelere katlandım da yılmadım.
güneşi takip ettim,
karşında durup seni sevdiğimi söyleyebilmek için.

im juli filminden alıntıdır...

Fotoğraf




Konya, Türkiye, 2006...

21 Ağustos 2007 Salı

20 Ağustos 2007 Pazartesi

Nuclear Explosion




1948 yılı..
Otobüsün boyasının nasıl buharlaştığını görün.Hava alev oluyor.Kameraları kobalttan ısı kalkanı ile korumuşlar.Görüntü aldıkları ön kısım ise elmasmış.Şerefsizler biyolojik alandaki gelişmeleride dünyaya açıklasalar anca bunlarla gözdağı verirler işte.

14 Ağustos 2007 Salı

...






Hayki & Yas - Birleşen İki Kalp



Ölene dek ellerimden tut bizim bu yarınlar (bizim bu yarınlar)
Birleşen bu iki kalple(birleşen bu iki kalp) sonsuza aşkla mutluluklar(aşkla mutluluklar)
Sönsün tüm ışıklar(ışıklar sönsün) bizim bu akşamlar (akşamlar bizim)
Sen ve benim sen ve benim tüm yaşananlar (tüm yaşananlar)

Sana minnettarım sevgilim o küçük kalbine beni sığdırdığın için
Sana minnettarım sevgilim beni deli gibi sevdiğin için
Sana minnettarım sevgilim yüreğini bana verdiğin için
Sana yemin edebilirim son nefesimi bile kollarında vereceğim için
Bir ömür boyu böyle gider bu adam bir ömür boyu böyle sever seni
Hepiniz duyun beni buldum onu buldum tıpkı bir ben gibi
Dudaklarından adım dökülürken içim titrer bunu sende bil
Sana verdiğim hiçbir sözden geri dönmem kalbime dilim kefil
Ölene kadar gözlerimi kırpmadan seni seyredebilmek tek dileğim
Bana ne kadar sürer acaba diye sorma sana nasıl anlatabilirim
Ölene kadar dedim ya boş ver seni öldükten sonra da sevebilirim
Yalnız sana güvenerek arkama bakmadan sırtımı dönebilirim

Beni kendine hapsettin ben seninim ve kölenim ellerimin tek sahibi sensin
Benliğime seni kazıdım artık adımın anlamı kalmadı yas bunu bana hissettirdi
Yaşadığımın farkına vardım düşün o tacımı bana geri taktın
Kraliçe tahtına senin o tertemiz kalbine yerleşti bir kere
Ve de gitmeye niyetim yok bunu sok beynine
Dünyam sensin ve de tersine dönse tek geçerim seni sevgilim
Saçının tek bir teline can veririm bunu herkese gösterebilirim
Canım senin kanım senin al bu kalp senin melek senin yas senin
Önüme bin nuru sürün...
Tek yanlış sen olsan yinede sen derim
Aklına geldi mi şu bu deme bana hiç aklım sensin deli gibi yani
Seni ben gibi hissedebilirim bunu ispatlayabilirim sevgilim

Philosophy from Fight Club


13 Ağustos 2007 Pazartesi

Fight Club...




"reklamlar bizi arabaların ve giysilerin peşine düşürdü;ihtiyacımız olmayan şeyleri satın alabilmek için nefret ettiğimiz işlerde çalışıyoruz.
biz tarihin üvey evlatlarıyız.hayatta ne hedefimiz var,ne yerimiz.biz ne büyük bir savaş yaşıyoruz,ne de büyük bir buhran.bizim savaşımız ruh dünyamızda;bizim büyük buhranımız,kendi hayatlarımız.
televizyonla büyütüldük ve bir gün hepimizin milyonerler,film yıldızları veya rock starları olacağına inandırıldık.ama olamayacağız ve bu gerçeği yavaş yavaş öğreniyoruz ve feci şekilde asabımız bozulmuş durumda..."


10 Ağustos 2007 Cuma

dursun ali erzincanlı - miraç

Güzel bir dua...



Yarabbi gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle.
Hakkımda olanı gönlüme hayırlı eyle

AMİNN

9 Ağustos 2007 Perşembe

MİRAÇ

Miraç Nedir?

"Allah'ın elçisi Muhammed (S. A.S.)'in, uyanıkken, şahsı ile semaya ve sonra yüce makamlardan Allah'ın dilediği yere mi'racı (çıkması) haktır."
Mi'raç; lügatte, yükseğe çıkmak ve merdiven manalarındadır. İslam ıstılahında ise, Peygamber Efendimizin yüce makamlara çıkartılmasının vasıtasıdır. Sonraları, bu vakıanın özel ismi olarak kullanılır olmuştur. Mi'raç, Hicret'ten bir buçuk sene evvel Recep ayının 27. gecesi vuku bulmuştur.

"Allah'ın elçisi Muhammed (S. A.S.)'in, uyanıkken, şahsı ile semaya ve sonra yüce makamlardan Allah'ın dilediği yere mi'racı (çıkması) haktır."
Mi'raç; lügatte, yükseğe çıkmak ve merdiven manalarındadır. İslam ıstılahında ise, Peygamber Efendimizin yüce makamlara çıkartılmasının vasıtasıdır. Sonraları, bu vakıanın özel ismi olarak kullanılır olmuştur. Mi'raç, Hicret'ten bir buçuk sene evvel Recep ayının 27. gecesi vuku bulmuştur.
Konunun daha iyi anlaşılması için; Mi'raçla ilgili bazı terimlerin üzerinde duralım:
İsra: Yürümek demektir. Geçişli fiil olduğu için "geceleyin yürüttü" manasına gelir.
Mescid-i Haram: Kabeyi çevreleyen ve Harem-i Şerif denilen mesciddir. Yer yüzünde ilk defa inşa edilen mabet budur.
Mescid-i Aksa: Kudüs'deki Beytu'l-Makdis'tir. Kabe'den sonra yar yüzünde yapılan ikinci mabettir. «Aksa» denilmesi, Kabe'ye bir aylık mesafede bulunmasındandır. Mescid-i Aksa, Peygamberlerin toplandığı, ilahi vahiylerin indiği mübarek bir yer olduğu için, Mi'raçta Peygamberimizin yol uğrağı olmuştur.
Beytü'l-Ma'mur: 7. kat gökteki melekler tarafından tavaf edilen mabettir.
Sidretü'I-Münteha: Arşın sağında bir ağaçtır ki, ne melek, ne saire, ondan ötesine asla geçemezler.
Refref: Mahiyetini aklımızın kavrayamayacağı bir vasıtadır.
Kabe Kavseyn: İki yay miktarı kadar bir mesafedir.

MİRAÇ NE ŞEKİLDE VUKU BULMUŞTUR?

Mi'raç hakkında Cenâb-ı Hak, Kur'an-ı Keriminde şöyle buyurmaktadır:
«Kulunu (Muhammed (S.A.S.) bir gece, Mescid-i Haram'dan (alıp) Mescid-i Aksa ya kadar götüren (Zat-ı ecelle ve a'lâ her türlü noksan sıfatlardan) münezehtir. (O Mescid-i Aksa ki) biz onun etrafına (feyz ve) bereket verdik (ve bu gece yolculuğunu) ona (o peygambere) âyetlerimizden bazısını gösterelim diye (yaptırdık). Şüphesiz ki O, (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) kemaliyle görendir.» (1)
Mi'raç vakıasını Ebu Hüreyre, Ebu Zer, Ebu Said-i Hudrî, Enes b. Malik, Malik b. Sa'saa, bizzat Resulüllah (SA.V.)'den rivayet etmişlerdir. Bu rivayetler Buharı, Müslim ve Nesâî gibi Kütüb-ü Sitte'nin meşhur kitaplarında mevcuttur. Biz, bu değişik rivayetleri birleştirerek nakledeceğiz.
Peygamberimiz (S.A.V.), şöyle buyurmuşlardır.
«Bir gece halam Ummühânî'nin evinde (bir rivayete göre Kabe'de) iken Cebrail (A.S.) geldi. "Ey muhterem nebi! Yarlıgayıcı olan Rabbin huzuruna varmak için kalk, melekler seni bekliyor' dedi. Göğsümü göbeğime kadar yardı. Kalbimi çıkarıp, iman dolu bir altın tasta yıkadı. Tekrar yerine koydu. Bundan sonra katırdan küçük ve merkepten büyük, beyaz renkte BURAK isminde bir hayvana bindirildim. Bu hayvan, her adımını, gözün görebildiği son noktaya atıyordu. Bir anda Mcscid-i Aksa'ya geldik Cebrail, Burak'ı, bütün peygamberlerin, hayvanlarını bağladıkları bir halkaya bağladı. Mescidde diğer peygamberlerin ruhları temessül etti. Bize selâm verdiler. Ben de selâmlarına karşılık verdim. Cebrail bana, 'Öne geç ve nebilere iki rekât namaz kıldır' dedi. Ben de imam olup namazı kıldırdım. Cebrail bana biri süt, biri şarap dolu iki kap getirdi. Ben sütü içince, 'Yaratılışına uygun olanı seçtin' dedi.»
Ebu Said-i Hudrî'nin rivayetine göre, Peygamber Efendimiz şöyle devam ettiler :
«Bundan sonra bir Mi'raç (merdiven) getirildi ki, ben ondan güzel bir şey görmedim. O Mi'raç, ölülerinizin, ölürken gözlerini diledikleri şeydir. Ölülerin ruhları bu merdivenden yukarı çıkar. Cebrail, beni bu merdivenden HAFAZA kapısına kadar çıkardı. Yani dünya semasına kadar bir anda geldik. Burada Cebrail, semanın açılmasını istedi ve orada şöyle bir muhavere geçti, içerden soruldu:
— Sen kimsin?
— Ben Cebrailim.
— Yanındaki kim?
— Muhammed (S.A.S.)
— Ya! O, Resul olarak gönderildi mi?
— Evet.
Hemen kapıyı açtılar ve beni selâmladılar. Bir de ne göreyim. Semayı muhafaza eden ÎSMAÎL isminde müvekkel büyük bir melek, yanında yetmiş bin melek ve o meleklerden her birinin yanında da yüz bin melek var.
«Bunlardan ayrılınca; bünyesi, yaratılışından beri hiç değişmemiş bir adamın yanına geldim. Kendisine zürriyetinin ruhları arzedilince; mü'min ruhu ise, 'Ne güzel, ne hoştur!.. Bunun kitabını İLLİYYİN'de kılın! diyor; kâfir ruhu ise, 'Ne kötü ruh, ne fena rayiha!.. Bunun kitabını SİCCÎL'de kılın' diyor.
«... Ya Cebrail, bu kimdir?' diye sorduğumda, 'Baban Adem'dir' diye cevap verdi. O, bana selâm verdi ve 'Hoş geldin ey salih nebi, ey salih evlat' diye karşıladı.
«Burada bana cehennem gösterildi. Orada, çeşitli şekillerde azap gören kavimler gördüm. Dudakları deve dudağı gibi bir kavim gördüm ki, başlarına bir takım memurlar konmuş, dudaklarını kesiyorlar. Bunların kim olduklarını sorunca Cebrail, yetim malı yiyenler olduklarını söyledi. Yine orada cife (pislik) yiyen zinakârlar, kendi etlerini yiyen gıybetçiler, yerlerde ve Firavun hanedanının ayakları altında çiğnenen faizciler, baş aşağı ayaklarından asılmış, zina eden ve çocuklarını öldüren kadınlar gördüm.
«Sonra, ikinci semaya çıktık. Orada Yusuf (AS.) ile buluştuk. Yanında, ümmetinden kendisine tâbi olanlar da vardı. Yüzü ondördüncü gecedeki ay gibi idi. Onunla da selâmlaştık.»
Peygamber Efendimiz, üçüncü semada iki teyzezade Yahya ve İsa (A.S.) ile; dördüncü semada İdris (A.S.) ile, beşinci semada Harun (A.S.) ile ve altıncı semada Hz. Musa ile görüştü. Onların da hepsi, «Hoş geldin ey salih kardeş, salih nebî» dediler.
Resulü Ekrem, anlatmaya devam ediyor:
«Daha sonra yedinci semaya geçtik. Orada İbrahim (A.S.) ile buluştum. Sırtını Beytü'l-Ma'mûr'a dayamış; beni selâmladı. 'Hoş geldin ey salih nebi!.. Hoş geldin ey salih evlât', dedi. Burada bana denildi ki, 'İşte senin ve ümmetinin mekânı.' Sonra Beytü'1-Ma'mur'a girdim, içinde namaz kıldım. Bu beyti her gün yetmiş bin melek tavaf eder ve bir daha kıyamete kadar tavaf için bunlara sıra gelmez.»
Peygamber Efendimiz, burayı âyet-i kerimeyi okudular:
«Rabbinin askerlerinin (adedini) ancak Rabbin bilir.» (2)
Peygamberimiz, yedinci semada gördüklerini anlatmaya devam ediyor:
«Burayı gezerken bir ağaç gördüm ki, bir yaprağı bu ümmeti bürür. Ağacın kökünden bir menba akıyor ve ikiye ayrılıyordu. Cebraile bunu sorduğumda dedi ki: 'Şu rahmet nehri, şu da Allah (C.C.)'ın sana verdiği Kevser Havızıdır.' Rahmet nehrinde yıkandım. Geçmiş ve gelecek günahlarım affedildi. Sonra, Kevser yolunu tutarak cennete girdim. Orada göz görmedik, kulak işitmedik, beşerin hayal ve hatırına gelemeyecek olan şeyler gördüm.
«Bundan sonra Sidretü'l-Münteha'ya kadar çıktık. Sidre'den yükselince Cebrail durakladı ve 'Ya Muhammed, yemin ederim ki, ben buradan bir karış ileriye geçersem yanarım. Benim buradan ileriye geçmeye takatim yoktur' dedi.»
Resulü Ekrem, lâhut âleminin bu en yüksek yerinde REFREF denilen bir vasıtayla Allah'ın dilediği yere geldi. Bir rivayette, Peygamberimiz şöyle buyururlar:
«Sidre'den sonra öyle bir yere yükseldim ki, kaza ve kaderi yazan kalemlerin çıkardıkları sesleri duydum. Arş'ın altına geldiğimde, Arş'ın üstüne baktım; ne zaman var, ne mekân, ne de cihet. Rabbimin şu lâhutî sesini işittim; «Yaklaş ey Muhammed! Ben de Kabe Kavseyn miktarı yaklaştım. Rabbimin ilhamı ile şunları okudum: 'Ettahiyyatü lillahi, vessalavatü, vettayyibatü' (En güzel tahiyye Allah'a mahsustur. Bedenî ve malî ibadetler de O'na lâyık ve mahsustur.) Bunun üzerine Allah (C.C.) şu mukabelede bulundu: «Es-selâmü aleyke eyyühen-nebiyyü ve rahmetullalıi ve berekâtühü.' (Ey nebî, selâm sana olsun. Allah'ın rahmeti ve bereketi de sana olsun.) Ben tekrar; 'Esselâmü aleynâ ve ala ibadillahissalihıne. Eşhedüenlâ ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühu ve ressulühu.' (Selâm bizim ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun. Ben şehadet ederim ki, Allah birdir. Ondan başka ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed, Allah'ın kulu ve elçisidir.) dedim.»
Resulüllah Efendimiz, Rabbinden bir çok vahiyler alarak, aynı yollardan geri döndü. Hz. Musa'nın yanına gelince; Hz. Musa, «Allah sana neler emretti?» diye sordu. Peygamberimiz de, elli vakit namazla emrolunduğunu söyledi. Hz. Musa, «Ya Resulallah, elli vakit namaz, çoktur. Bu, senin ümmetine ağır gelir, yapamazlar. Rabbine iltica et de hafifletsin.» dedi. Bunun üzerine, Hz. Muhammed tekrar geri dönüp, namazın hafiflemesini diledi. Önce on vakit kaldırdı. Peygamberimiz, Hz. Musa'nın yanına gelip durumu bildirince; Hz. Musa, bunun da çok olacağını söyledi. Bu minval üzere Peygamberimiz birkaç kere geri dönerek Rabbine iltica etti. Böylece; namaz beş vakte kadar indirildi.
MİRAÇ HADİSESİNİN MEKKE'DEKİ AKİSLERİ
Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) Mekke'ye döndüğünde, müşahedelerini anlatmaya başlayınca, Kureyşliler fitne krizlerine tutulup deli divane oldular. Kimi, Ebu Bakir'e (R.A.) koşuyor; kimi, ellerini çırpıyor; imanı zayıf olanlardan irtidat edenler oluyor, bu tabiatüstü mucizeyi bir türlü akıllarına sığdıramıyorlardı. Hz. Ebu Bekir gibi iman sahipleri ise, «Evet Mi'raç haktır. Eğer Muhammed (S.A.V.) bunları demişse, doğru söylüyor ve ben bundan daha büyüklerini de kabul ederim» diyorlardı. Hz. Ebu Bekir, Peygamberimizin yanına gelmiş, Mi'racı bizzat kendisinden dinlemiş; Allah'ın Resulü anlattıkça, «Doğru söylüyorsun, ya Resulallah» diyerek tasdik etmiştir. Peygamberimiz de, «Sen sıddıksın ya Ebâ Bekir» diyerek; ona «Sıddîk» unvanını vermiştir.
Cabir ve Ebu Hüreyre (R.A.)'nin, Resulüllah (S.A.V.)'den rivayet ettiklerine göre Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmuşlardır:
«Ben, sabahleyin İsra ve Mi'racı anlatınca Kureyşliler beni tekzip etti. Bana, gidip geldiğim yerlerden ve Mescid-i Aksa'dan sorular sordular. Halbuki ben Mescid-i Aksa'nın hiç bir özelliğini tesbit etmemiştim. Bu sebepten müşkil durumda kalıyordum. Allah (C.C.), bana Mescid-i Aksa'yı gösterdi. Ben de, Kureyşlilerin bütün sorularına cevap verdim.» (3)
Sahih rivayetlere göre; Kureyşliler, Mescid-i Aksa'nın kapı, pencere ve cihet gibi her özelliğini soruyorlar; Peygamberimiz de teker teker cevap veriyordu. Buna da inanmadılar. «Biz sana Şam'dan gelmekte olan develerimizi soracağız; bize onlardan haber ver» dediler. Peygamberimiz şöyle cevap verdi: «Evet, falan kimselerin kervanına rastladım. 'Revha' isimli mevkide idi. Bir deve yitirmişler, onu arıyorlardı. Yükleri arasında bir su kabı vardı. Susadım, o kabı alıp su içtim ve kabı yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakalım, suyu bulabilmişler mi?» O anda kervan, Peygamberimize gösterildi. O da, kervanın kemiyet ve keyfiyeti ne dair haber verdi ve şöyle buyurdu: «İçlerinden 'Cemel-i Evrak' (yani karamtırak beyaz bir deve) önde olarak, falan gün güneşin doğmasıyla beraber gelecekler.» Peygamberimizin haber vermiş olduğu o gün; müşrikler sabahın erken saatlerinde «Seniyye» tepesine doğru çıktılar. Güneş ne zaman doğacak da Muhamrned'i (S.A.V.) yalancı çıkaracağız diye, bekliyorlardı. Derken; içlerinden birisi, «güneş doğdu» diye haykırdı. Tam o sırada bir diğeri de, «İşte kervan geliyor, önlerinde Cemel-i Evrak, tıpkı söylediği gibi» diye bağırdı. Bu arada bir mucize daha olmuştu. Hal böyle iken, müşrikler yine iman etmediler. «Bu açık bir sihirdir» dediler. (4)

RESULÜLLAH'IN Mİ'RAÇDAKİ BİNİTLERİ

Kütüb-ü Sitte ve diğer hadis kitaplarında mi'raç hadislerinin çeşitli rivayetleri vardır. Bu hadislerde Peygamberimizin mi'raç esnasındaki binitleri anlatılır. Âlâmı Tefsirinde Âlûsî'nin nakline göre, Resulüllah'ın mi'raç gecesindeki binitleri beş tanedir.
1. BURAK: Mescid-i Haram'dan, Mescid-i Aksa'ya kadar.
2. Mİ'RAÇ (Merdiven): Mescid-i Aksa'dan semayı dünyaya kadar.
3. MELEKLERİN KANADI: Dünya semasından yedinci semaya kadar.
4-CİBRİL: Yedinci semadan, Sidre-i Münteha'ya kadar.
5-REFREF: Sidre-i Münteha'dan, Kabe Kavseyn'e kadar.
PEYGAMBERİMİZE Mİ'RAÇDA VERİLEN İHSANLAR
Müslim'in rivayetine göre, mi'raçta Resulüllaha üç şey verildi:
a. Her gün, elli vakit sevabına denk, beş vakit namaz.
b. Bakara Sûresinin son âyetleri.
c. Ümmetinden, hiç bir şeyi Allah'a eş koşmayanlara cennet.
Bunlardan başka mi'raç hadisesini anlatan El-İsra Süresiyle itikad, ahlâk, iktisad gibi cemiyet nizamının belkemiği olan, milletleri huzur içinde yaşatıp mihnet, zillet ve buhrandan kurtaran şu esaslar vahiy ve tebliğ edilmiştir:
1 «Allah ile beraber diğer bir İlah edinme. Sonra kınanmış ve kendi başına bırakılmış olursun.» (5) .
2 «Rabbin kendinden başkasına kulluk etmeyin, ana-babaya iyi muamele edin, diye hükmetti.» (6)
3 «Hısıma, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver.» (7)
4 «İsraf ile saçıp savurma! Çünkü, saçıp savuranlar, şeytanların biraderi olmuşlardır. Elini boynuna bağlı olarak asma! Onu büsbütün de açıp saçma! Sonra kınanmış, pişman bir halde oturup kalırsın » (8)
5 «Evlâtlarımızı, fakirlik korkusuyla öldürmeyin. Onları da, sizi de, biz rızıklandırırız. Hakikat onları öldürmek büyük bir suçtur.» (9)
6 «Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, şüphesiz bir hayasızlıktır, kütü bir yoldur.» (10)
7 «Allah'ın haram kıldığı cana, haklı bir sebep olmadıkça kıymayın. Kim mazlum olarak öldürülürse, biz onun velisine (maktulün hakkını talep hususunda) bir salâhiyet vermişizdir. O da, katilde ileri gitmesin Çünkü o, cidden (ve zaten) yardıma mazhar edilmiştir.» (11)
8 «Yetimin, erginlik çağma erişinceye kadar, malına yaklaşmayın. Meğer ki bu, en iyi bir suretle ola.» (12)
9 «Ölçtüğünüz vakit de, ölçeği tam yapın. Bu, hem daha hayırlıdır. Akıbeti itibariyle de daha güzeldir.» (13)
10 «Senin için hakkında bilgi hasıl olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalp; bunların her biri bundan mesuldür.» (14)
11 «Yerde kibir ve azametle yürüme. Çünkü arzı cidden yaramazsın, boyca da asla dağlara eremezsin.» (15)




MİRACIN HİKMETİ

Allah (C.C.), mekân ve zamandan münezzeh ve cismaniyetten beri olduğundan, Hz. Peygamberin (S.A.V.) semalara çıkarılması; (hâşâ) Allah ile bir makam-ı muallâda buluşup şereflenmesi değildir. Böyle bir inanç yanlıştır.
«Ancak, Resulü Ekrem'in böyle bir yüce makama çıkarılması; mücerret melekût-i ilâhiyyeyi temâşâ etmek, birtakım hakikat ve sırlara muttali olmak ve kendisine has müstesna bir atıfet-i sübhaniyeye mazhar olmak hikmetine müstenittir.» (16)
Mi'raçla, Resulüllah (S.A.V.) Efendimize birçok şeyler gösterilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır.

1-Burak'a bindirilmesi,
2-Mescid-i Aksa'yı görmesi, burada enbiyanın temessül etmesi,
3-Nebilerin makamlarını görmesi, her biriyle konuşması,
4-Cennet ve Cehennem'in ahvaline muttali olması,
5-Sid-re'yi geçip Melekût-i İlâhiye'den nice hayret verici şeyleri müşahede etmesi.
6-Ve bu mi'raç; hadisesi ile, imanı sağlam olanlarla imanı zayıf olanlar birbirinden ayırt edilmiştir. (17)

«... (Ve bu gece yolculuğunu) Ona (o peygambere), âyetlerimizden bazısını gösterelim diye (yaptırdık)...» (18) âyetini izah ederken Fahrüddin Razi, Tefsir-i Kebir'inde (19) şu hususları serdetmektedir:
1-Cennetin mükâfatları çok büyük, cehennemin ateşi ise pek şiddetlidir. Allah (C.C.), dünyada iken Resulüne (S.A.V.) bunları gösterdi ki, kıyamet günü bunları ilk görüşü olmasın ve kıyamet günü kalbi cennetin rağbeti, cehennemin dehşeti ile meşgul bulunmasın. Ancak kalbi şefaatle meşgul olsun.
2. Resulüllah'ın (SAV.), mi'raç gecesi peygamberleri ve melekleri müşahadesi, hem kendisinin, hem de onların yükselmelerinin sebebidir.
3. Peygamberimiz, semavatın, Arş ve Kürs'ün ahvalini müşahede edince, bu âlemin ahvali ve korkuları onun gözünde küçülür. Bu itibarla, Allah yoluna daveti ve İslâm dâvasına çalışması, kalbinde daha da kuvvetlenir. Allah'ın düşmanlarına iltifatı kalmaz. Bütün zorluklara rağmen, cihadda sebatı sonsuz olur. İbnü Atıyye gibi bazı müfessirler ise bu âyet-i kerimeyi şöyle tefsir etmişlerdir:
«Mi'raç, sadece Peygambere âyet ve ibret göstermekten ibaret değil; aynı zamanda, peygamberin kendini kâinata bir delil olarak göstermektir.» (20}

Mİ'RAÇ RUH İLE Mİ, BEDEN İLE Mİ OLMUŞTUR?

Mi'racın vukuu hakkında selef (öncekiler) ve halef (sonrakiler) ittifak etmiş oldukları halde, mi'racın keyfiyeti, yani ne şekilde olduğu hususunda aralarında bazı ihtilâflar mevcuttur.
Seleften Hz. Ayşa ve Hz. Muaviye, tâbiundan Haranü'l-Basrî ve Muhammed İbnü İshak gibi zatlar, mi'racın yalnız ruhanî olduğuna kail olmuşlardır. Hz. Ayşe (R.A.), «Muhammed (S.A.V.)'in cesedi, mi'raç gecesi ayrılır olmadı» diyor. Muaviye (R.A.) de kendisine mi'raç sorulunca, «Salih bir rüyadır» demiştir.
Selef ve halefin ekserisi ile *****hur-u ulema ise, mi'racın «ruh-maal cesed» olduğunu kabul etmişler ve bu hususta kuvvetli deliller getirmişlerdir. Hz. Muaviye'nin sözünü, «Baş gözüyle görüştür»; Hz. Ayşe'nin sözünü de «Ceset ruhtan ayrılmadı, beraber mi'raç etti» diye te'vil etmişlerdir.
Gerçi, mi'racın ruh ile olduğuna delâlet eden hadisler vardır. Cesetle olduğuna delâlet eden hadisler de vardır ve ikinci şıkkı takviye eden vesikalar daha fazladır. Bu hadisler arasında çelişme (tearuz) bulunmadığını belirtmek için, Fatih Sultan Mehmed'in hocalarından Âlim Hızır Bey, Akaid manzumesinde şöyle demektedir:
«Mi'raç, birkaç defa vuku bulmuştur. Âlimlere göre, bu tekrar sebebiyle, hadisler arasındaki tearuz ortadan kalkar.» (21)
Yani Peygamberimizin mi'racı bir kere değildir. Ruhanî olarak, nice kereler vaki olmuştur. Cismanî olarak ise bir kere vuku bulmuştur ki, El-İsra Suresindeki âyetin delâlet ettiği mi'raç budur. Böylece hadisler arasındaki ihtilâf bertaraf olmuş olur.

MİRACIN SÜBUT DELİLLERİ

Mi'racın vukuunu gösteren deliller hususunda Hızır Bey, şöyle demektedir:
«Peygamberin mi'racının bedeni ile ve uyanıkken olduğu keyfiyeti âyetle, Meşhur Hadis ve Haber-i Âhad ile sabittir.» (22)
Meşhur âlim Aliyyülkarî ise bu hususta şöyle demektedir:
«Mi'racın Mekke'den Mescid-i Aksa'ya kadarki kısmı kitapla sabittir. Bunu inkâr eden kâfir olur. Mescid-i Aksa'dan Sema'ya kadarki kısmı Meşhur Hadislerle sabittir. Bunu inkâr eden kimse bid'atçı olur. Semâ'dan Cennete, Arşa ve maverayı âleme çıkış ise Haber-i Ahad ile sabittir. Bunu inkâr eden ise muhtî (hatâ etmiş) olur.» (23)
Allâme-i Sâni Saadeddin Teftazanî ise, şöyle demektedir:
«Resulüllahın mi'racı, uyanık halinde ve bedeni ile olmuştur. Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya kadar olan kısmı kitapla sabittir. Delili kesindir. Sema'ya kadar mi'raç ise, Meşhurdur. Semâ'dan Arş'a ve diğer yerlere gitmesi ise, Haber-i Âhad ile sabittir.» (24)
Bu vesile ile tüm İslam aleminin Mi'raç kandilini kutlar hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hakk'tan temenni ederim. Abdullah AZİZ
(Ömer Nesefi, İslam İnancının Temelleri AKAİD, sh:215-228. Bayrak Yay.İst.)

KAYNAKLAR
(1) El-İsra Sûresi, ayet, 1.
(2) El-Müddessir Süresi, âyet. 31.
(3) Müslim. 21/278; Tacü'l-Usûl Fî Ahadisi'r-Resul. C. III, s. 261.
(4)- Hamdı Yazır.a.g.e., C. IV, s. 3146; Davudu'l-Karsî; a.g.e., s. 73.
(5) El-İsra Sûresi, âyet. 22.
(6) El-İsra Sûresi, âyet. 23.
(7) El-İsra Sûresi, âyet. 26.
(8) El-lsra Sûresi, âyet. 27, 29.
(9) El-İsra Sûresi, ayet. 31.
(10) El-İsra Sûresi, âyet. 32.
(11) El-İsra Sûresi, âyet. 33.
(12) El-İsra Sûresi, âyet. 34.
(13) El-İsra Sûresi, âyet. 35.
(14) El-İsra Sûresi, âyet. 36.
(15) El-İsra Sûresi, âyet. 37.
(16) Ömer Nasuhi Bilmen, a.g.e., s. 255.
(17) Tefsir-i Allâme Ebu's-Suud (Tefsir-i Kebir'in kenarında). C. V. s. 544.
(18) El-İsra Sûresi, âyet. I.
(19) Fahrüddin Er-Razi, a.g.e., C.V, s. 545.
(20) Hamdi Yazır, a.g.e., C.V, s. 3152.
(21) Hızır Bey. a.g.e., Beyit. 56.
(22) A.g.e., Beyit. 55.
(23) Aliyyülkarî. Şerhü'l Emali. s. 20.
(24) Teftezanî, Şerhü'l-Akaid, s. 174.

CRASH



"...insanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar..."

Filmin konusu önyargılarımız ve film bunu çarpıcı bi şekilde anlatmış.Filmin müzikleri harika diyebilirim.Film hakkında fazla bilgi vermek istemiyorum harika bir film, en iyi senaryo, kurgu ve en iyi film dallarında Oscar sahibi bu filmde çok ama çok etkileyici sahneler var mutlaka izlenmesi gereken bir film.

IMDB
Ek$isözlük

Trailer:

6 Ağustos 2007 Pazartesi

Hayalimdeki motor



Ducati 1098















Bizim(Tarık, Zudo ve Ben) bi hayalimiz var.Hepimizin motorları olcak ve kafamıza estiği zaman istediğimiz yere basıp gitcez örnek sapancadaki mcDonaldsa veya Akdeniz sahillerine inşallah o günleride görürüz.

...







5 Ağustos 2007 Pazar

Çok gülüyorum buna...



Bu tür programları izleyenler inşallah tez zamanda doğru yolu bulurlar

Photoshop

Yeni tasarımlarım:

Not:Ya arkadaşlar upload ettikten sonra farkettim ben tasarımların boyutu küçük olsun die .jpgye çevirip upload ediyorum ama çok kalite kaybı var yakın zamanda devianarttaki portfolioma upload etcem hepsini fakat watermarklı olarak beğendiğiniz tasarım olursa full kalite ve watermarksız olarak gönderebilirim bana bildirmeniz yeterli.







3 Ağustos 2007 Cuma

TTNet yeni tarifeler

TTNet ADSL TARİFELERİ YENİLENDİ

TTNet, 2 megabit ADSL ücretini 69, 1 megabiti 49 YTL'ye indirdi

ADSL 4 kat hızlandı fiyatlar düştü

TTNet, Türk Telekom'un yeni toptan ADSL fiyatlandırmasına paralel olarak Tüm Türkiye'de son zamanların en büyük indirimini gerçekleştirdi. Yeni indirimlerden sonra limitsiz ADSL fiyatlarında yüzde 50'ye varan oranlarda indirim gerçekleşti: 1 megabit limitsiz ADSL bağlantısı 49, 2 megabit 69, 4 megabit ise 89 YTL'ye son kullanıcıya ulaşacak!

Türk Telekom'un 1 Ağustos 2007 tarihinden itibaren geçerli olan yeni toptan ADSL fiyatlarına paralel olarak TTNet, yeni ADSL tarife ve indirimlerini aynı tarihten itibaren geçerli olacak şekilde hayata geçirdi.

Yeni tarifelerle TTNet ADSL 4 kat hızlandı. 256 kilobit limitsiz tarife mevcut 49 YTL'lik ücretinde herhangi bir artış olmadan 1 megabite çıkarılırken; 512 limitsiz ADSL internet bağlantısının hızı 2 megabite getirildi ve aylık ücreti 79 YTL'den 69 YTL'ye indi.

Yeni tarifede en çok göze çarpan şüphesiz ülkemizdeki internet kullanıcılarına ilk kez sunulan 4 megabitlik ADSL erişim paketi oldu. Çalışmaların tamamlanmasının ardından Türkiye'de ilk kez 4 megabit bağlantı kullanıma sunuldu. 4 megabit genişbant limitsiz internet bağlantısı için kullanıcılar ayda yalnızca 89 YTL ödeyecek.

Yine TTNet'in yeni internet paketlerinden birini de 2 megabit hızında ve 6 gigabyte limitli ADSL bağlantısı oluşturuyor. TTNet, 1 megabit hızında 4 ve 6 gigabyte limitli paketlerinin fiyatını korurken 1 megabit hızında 9 gigabyte limitli paketini otomatik olarak 1 megabit limitsize çevirdi.

Otomatik olarak geçilecek

TTNet müşterilerinin indirimli ücretleri 1 Ağustos 2007 tarihinden itibaren geçerli olacak. Yeni tarifeler ile paketler arası geçişler ise 6 Ağustos 2007 tarihinde otomatik olarak gerçekleştirilecek. Özellikle 256, 512 kilobit ve 1 megabit limitsiz bağlantılar 4 kat hızlanacak; 256 kilobit müşterileri 1 megabit limitsiz tarifeye, 512 kilobit müşterileri 2 megabit limitsiz tarifeye ve 1 megabit limitsiz müşterileri ise 4 megabit limitsiz tarifeye transfer olacak. 2 megabit limitsiz müşterileri ise 4 megabit limitsiz tarifeye taşınacak. Aynı şekilde 1 megabit hızında 9 gigabyte limitli paket yine 1 megabit limitsiz pakete otomatik şekilde transfer olacak.

Aylık ücretlerin dışında, statik IP ve bağlantı ücretlerinde herhangi bir değişiklik yapılmadı. Bu arada Yaz Fırtınası Kampanyası'ndan faydalanan kullanıcılar, yeni tarife ile yeni paketlerine otomatik olarak taşınacak ve bu aboneler mevcut kampanya kapsamındaki indirimlerinden faydalanmaya devam edebilecek.

2 Ağustos 2007 Perşembe

Lord Of War




Çok etkileyici bir film.Başrolde Nicolas Cage oynuyor çokta iyi iş çıkarmış bence.Filmin çekim açıları, atmosferi ve müzikleri çok kaliteli ve uyumlu olmuş.Senaryosu dahada etkileyici filmin sonunda Amerika başkanına baya laf dokundurmuşlar.Film hakkında başka yorumda bulunmayacağım aşağıdaki kaynaklardan ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Filmden Alıntı:

Yuri Orlov(Nicolas Cage) filmin başında sölüyor bunu(orjinal haliyle yazıyorum çevirisi kolay zaten)

Yuri Orlov: There are over 550 million firearms in worldwide circulation. That's one firearm for every twelve people on the planet. The only question is: How do we arm the other 11?

Bu sözüde film bittikten sonra söylüyor

Yuri Orlov: You know who's going to inherit the Earth? Arms dealers. Because everyone else is too busy killing each other. That's the secret to survival. Never go to war. Especially with yourself.

IMDB
http://www.lordofwarthemovie.com/
Ek$isözlük

Trailer:



Filmin açılış sahnesi(kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum)

Anathema - One Last Goodbye

Çok sevdiğim bi şarkı.Danny Cavanagh ölen annesi için yazmış bu şarkıyı.Şarkıyı söleyende Vincent Cavanagh.Şarkıyı dinleyin sözleri anlayamıyorsanız aşağıda çevirisinide yazıyorum sölicek başka bişe yok zaten.

Ek$isözlük

Orjinal Version:(Orjinal halinin olduğu daha düzgün bi video bulamadım malesef)



Piano Version:



Anathema - One Last Goodbye Sözleri[ENG]

how i needed you
how i grieve now you’re gone
in my dreams i see you
i awake so alone

i know you didn’t want to leave
your heart yearned to stay
but the strength i always loved in you finally gave way

somehow i knew you would leave me this way
somehow i knew you could never stay
and in the early morning light
after a silent, peaceful night
you took my heart away

in my dreams i can see you
i can tell you how i feel
in my dreams i can hold you
and it feels so real

i still feel the pain
i still feel your love
i still feel the pain
i still feel your love

and somehow i knew you could never never stay
and somehow i knew you would leave me
and in the early morning light
after a silent, peaceful night
you took my heart away
oh i wish, i wish you could have stayed

Anathema - One Last Goodbye Sözleri[TR]

sana nasıl ihtiyacım var
nasıl üzülüyorum şimdi gittin
rüyalarımda seni görüyorum
yalnız kalkıyorum

biliyorum gitmek istemedin
kalbin kalmak için can attı
fakat sende herzaman sevdigim dayanıklılık sonunda pes etti

bir sekilde biliyordum beni bu sekilde birakacagini
bir sekilde biliyordum asla kalamayacagini
ve sabahın erken ışıgında
huzur dolu bir geceden sonra
kalbimi aldın götürdün

rüyalarımda seni görüyorum
nasıl hissettigim sana söliyebiliyorum
rüyalarımda seni tutabiliyorum
ve bu çok gerçek gibi görünüyor

hala acıyı hissediyorum
hala senin sevgini hissediyorum
hala acıyı hissediyorum
hala senin sevgini hissediyorum

ve bir sekilde biliyordum beni bu sekilde birakacagini
ve bir sekilde biliyordum asla kalamayacagini
ve sabahın erken ışıgında
huzur dolu bir geceden sonra
kalbimi aldın götürdün
of dilerdim , kalabilmiş olmanı dilerdim

1 Ağustos 2007 Çarşamba