bu dilden firar eden her söz,yaydan çıkmış ok gibi sözler bazen bir hazine ,bazen dermansız bir dert tipi, geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz,gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz? aklımın ipinin ucu da kaçmış,timsah katreleri boşalsın. bir iki damla hiç değersiz... hüzün ve kaderin pençesinde bir dev ,nam-ı değersiz. gece-gündüz ömürden yontar ,dünya dönmez yaremsiz. bugün ömür yarım gün... serbest kalsın fikrim.senin tozlarını silemez tenimden ellerim. varlık ruhu terkeder,gözün gözümden ayrılınca,bendeki aşk altın misali,ağırlığınca. sensiz benlik yokluk demek,kalbim sana emekçi. aşk denen illet çorak arazide tilki misal kurnaz bekçi. başım sarkık,bir mahalsiz. cümle yolumun önüne taş. dudaklarını kadehe nikah eden çakır keyif dertdaş. gören der ki; ''sel ağzına bina yapmak aptal işi''. yel eserse kırmaz dişimi,kalp bir körse görmez birşey.. saniyeler dakikalarla yapar alışverişi. saatler seni alır benden. korkarım olamaz gelişi. hasret gözümün ışıklarını söndüren alçak misafir. afitap sönük bir mum,ayrılık hain bir zehir. melek yanında yüzünü saklar,felek yüzüme kaş çatar. bir tek bu hüznü sen boğarsın !... ipek tenin derime batsın!... rüzgar saçını süpürse mest olur bakışlarım. adınla uyanır kulaklarım. yüzünle açar göz kapaklarım. en güzel şiirlerimde kaleme adını sayıklatırım. odamın hayaletisin,sessizliğine aşığım...
derdime çare,baytarım yok. dengeme destek ,tut ki durayım. $afak güneşin fermanı,geçer acı-tatlı sayılı zamanın sancısı. ama... melek bir yandan,şeytan bir yandan. başım zindan yokluk var ,bu kaçıncı şikayetim bilmem.
kafamı duvara yasladım,omuzların yanımda yok. ahbaplar maymun iştah sahibi,benim içim senle tok. yok ki gücüm... belki devler ülkesinde bücürüm. sessizliğinle gelir hüznüm,yokluğunda gömülü ölüyüm. bu devranın binlerce sevgi müşterisinden biriyim. yalnızlığıma küfrederim sensiz halden müştkiyim. ilelebet de dönmez olsan bil ki yalnız nöbettteyim. hatalarıma savaş açtım,hergün farklı kefendeyim. hayat günü defter yaprağı,hazan gelir dökülür. gelirken ne getirilir ki,giderken ne götürülür ? dertle anlaş deva bul,üzüntü kalbi sömürür. yüzüne baktığım her an ,cennetten bahçe görülür. gülüş neşem değil,gönül bucaklarımda harabeler. bu hilekar tavırla geçer fena saatler. seni içeren masallarım anlatılacak kadar kısa değilller. aşk ilinde bir tarafta cüceler,diğer yanda devler.
Ummadığın bir yerden umidini temelli kesme ve bir sey umdugun yerden de sakin çok ümitli olma. Çünkü genelde nasip, umdugu yerden değil, ummadığı yerden gelir.
İyiye iyi, kötüye kötü de, hakkı inkâr etme.
Yani sevmedigin bir kişi bile, bir seye iyi diyorsa, o sey gerçekten de iyi ise, ona sakın kötü deme. Kötü derlerse, sen de kötü olduğunu biliyorsan; ona iyi deme. Hakkı kabul etmenin, hakkı inkâr etmekten iyi oldugunu unutma.
Öfkelenme.
Biri sana öfkelenip sert söylerse sen ona yumuşaklıkla cevap ver. Ama ahmaklara susmaktan başka çare yoktur. Nitekim (Ve ma cevab-ul ahmak-i illes-sukut), yani (Ahmağa verilecek en güzel cevap ancak susmaktır) demişlerdir.
Senin üzerinde emegi olanın emegini boşa cikarma.
Eger o emegin karsşılığını ödemiyorsan bari nankör olma. Senin icin emek ceken dusmanin ise, ona da elinden gelen her iyiligi, ihsanı yap. Cünkü insan ihsanin kuludur.
Bazi iyi isler vardir, onları âdet edinen hem halk katinda, hem de Hak katinda itibar görür.
Bunlar, ilim, edeb, tevazu, zuhd (sade hayatla yetinmek), dogruluk, iffet, kimseyi incitmemek ve halka kolaylık göstermektir. Bunlarin hepsinin sermayesi hayâdır.
Nitekim Peygamber efendimiz, (El hayâ-u minel iman) yani (Haya, imandandir) buyuruyor. Haya varsa iman da var. Iman varsa, o iyi islerin hepsi de hâsıl olur.
Cahili, beceriksizi, insan yerine sayma, bunlarla beraber oturma, hele kendini âlim sayan cahilden, aslandan kacar gibi kac. Cahille sohbet etme, iyilerle sohbet et. Cünkü, iyilerin sohbeti yuzunden senin adın da iyi olur.
Sırlağan susam yağıdır, ne zaman gülle sohbet eder, hemhâl olur, artik ona susam yağı demezler, gül yağı derler, menekseyle hemhâl olursa menekse yağıdır derler.
Gul ve menekse gibi guzel ciceklerin hassalarıi, rayihaları yüzünden, onlarla kırk gun düşüp kalkinca, susamın adı unutuldu, gul ve menekse ile anılır oldu. Hatta bu durumu hic bilmeyen onu gul yagı menekse yağı sandi.
Onun icin Peygamber efendimiz, (Bir kavimle kırk gun dusup kalkan, onlardan olur) ve (Kisinin dini, arkadasinin dini gibidir) buyurdu. Demek ki iyilerle veya kotulerle beraber olan onlar gibi olur.
Sana yapilan iyilikleri asla unutma. Senden bir sey bekleyene, sitemle "Benden bir seyler umuyorsun galiba" diyerek basina kakma; cunku senden bir sey bekleyene sitem etmek "ben de bir menfaat bekliyorum" demek olur ki, bu da himmetsizliktir.
Iyi huyu ve iyi kisiligi meslek edin, kotu huylardan uzak ol. Kimseye zararin, azarin ve nazarin degmesin. Zarar verici olmak iyi degildir; cunku zarardan eksIklik dogar, eksIklikten ise serefsizlik.
Seni akilli kisiler övsün, cahil kisiler övmesin.
Cunku akillilar ileri gelenlerdir, cahiller ayak takimidir. Bu iki grup birbirinin ziddidir. Akillinin bilgilice isini cahil begenmez, cahilin bilgisizce isini akilli zaten begenmez.
Cunku akilli olan kendi mizacina uygun olarak bilgilice is gorur, seni onun icin begenir; cahil de kendi mizacina uygun olarak is gorur, seni onun icin over.
Cahilin ovdugu isten sakinmak gerek, tâ ki akillilarin eglencesi olmayasin; cunku siradan kisilerin katinda ovulen insan, ileri gelenlere maskara olur.
Kimseyi incitme. Birisi seni incitse de, sen onu incitme ki, buyuklugun nisani budur.
Haksız yere bir müslümanın kalbini kırmak, kabeyi yetmiş defa yıkmaktan daha günahtır.' Hadisi Şerif.
Varın gerisini siz düşünün artık. Kabeyi yetmiş defa yıkmak mı istersiniz yoksa ağzınızdan çıkan kelimelere biraz daha dikkat etmek mi? . Ayrıca, bildiğim kadarıylada kalp kırmak, kul hakkına girer. Kul hakkınıda Allah, (sizi o kişiden helallik almadıkça) affetmez.
-------
Yıllar önce bir Anadolu köyünde görev yaparken,bir ihtiyar ile sohbet ediyordum. Zaten oldum olası yaşlı inanları severim.Anıları çok olur onların.Şiire meraklı bir ihtiyardı, hemen ayak üstü dörtlükler uyduruveren bir ihtiyarcık.Sohbet sırasında derin bir iç çekerek; “Kırma dostun kalbini, Onaracak ustası yok. Soldurma gönül çiçeğini, Sulamaya ibrik yok.” Yüzünde,onca yılın çizgisi,ellerinde yıllarca toprakla uğraşmanın sağladığı nasırlarıyla ihtiyarcık böyle demişti.Sevgiyle bakan,artık iyice çukura kaçmış gözlerinde bir an parıldayan bir damla yaş gördüm.Belki geçmişte yapılan bir yanlışı anımsamıştı.Zaten yine onunla cezalar,kanunlar,hapishaneler üzerine yaptığımız bir söyleşide; “Cezaevleri boşuna hoca efendi demişti.En güçlü ceza evleri vicdanımızdır.Vicdanın rahat olmadıktan sonra suçun af edilmiş,özgür kalmışsın ne çare?Vicdanın olmadıktan sonra en berbat mapus damlarının sana faydası ne?”demişti. O günden sonra davranışlarıma,sözlerime,sosyal ilişkilerime daha bir dikkat eder oldum.İnsanları kırmamayı,kırılsam da kırmamayı ilke edinir oldum.Bazen bilmeyerek de olsa birilerini kırdıysam ve o kırdığım insan bunu bana hatırlatırsa ,o vicdan azabı bana zaten yeter.O insanı tekrar kazanabilmek için şartlar ne kadar zor olsa da yine de denemeyi göze alırım.İhtiyarın dediği gibi “Onaracak ustası yok”olmasına rağmen,usta titizliğinde olmasa da çıraklık mertebesinde çaba gösteririm. Günümüz insanı daha gerçekçi,sosyal ilişkiler hep karşılıklı çıkarlar ile donanımlı. Kalp kırılmış,kırılmamış,dostluklar bitmiş,bitmemiş önemi yok.Önemli olan o günü kâr ile kapatabilmek.Dostum bana küsmüş,küserse küssün,onun bileceği bir iş”mantığı hakim. En güzeli geçmişte kalan dostluk değerlerine sahip çıkmak,bir birimize daha saygılı,daha hoşgörülü yaklaşabilmek,hepsinden önemlisi kişilere karşı içimizdeki o kahrolası “önyargıyı”yok edebilmek.Toplumsal barışı ve huzuru istiyorsak bunlar çok önemli unsurlar. Yoksa o olmayan ustayı aramakla daha çook zaman harcarız.
link:url Diğer sitelerin sitenize verdiği linkler related:url Sitenize benzer siteler site:url Google indexlenmiş sayfalarınız allinurl:keyword Sayfa adresinde aradığınız kelime geçen siteleri gösterir allintitle:keyword Sayfa başlığında aradığınız kelimeler geçen siteleri gösterir cache:url Sayfanın Google daki önbelleğini gösterir
Tür : Gerilim / Dram / Macera / Suç Gösterim Tarihi : 7 Mart 2008 Yönetmen : Ethan Coen , Joel Coen Senaryo : Ethan Coen , Joel Coen , Cormac McCarthy (Kitap) Görüntü Yönetmeni : Roger Deakins Müzik : Carter Burwell Yapım : 2007, ABD
Oyuncular :
Javier Bardem (Chigurh) , Tommy Lee Jones (Bell) , James Brolin , Woody Harrelson (Wells) , Kelly MacDonald (Carla Jean) , Garret Dillahunt (Wendell) , Josh Brolin (Moss) , Barry Corbin (Ellis)
Koca bir uyuşturucu zulası, iki milyon dolarlık bir para ve iki ceset... Kötü giden bir uyuşturucu pazarlığından geriye kalan bu tehlikeli 'üçlü'den, parayı alarak kaçan Moss, peşinden son derece kanlı ve şiddet dolu bir macerayı da sürükleyecektir.
Coen Kardeşler'in en hit filmlerinden Fargo'nun ne oranda izlerini taşıdığı merak edilen yeni bir Amerikan suç filmi olarak karşımıza çıkan No Country for Old Men, 2007 Cannes Film Festivali'nde büyük ödül için yarışanlardan...
bu replikler benim arşivimden değil bir sitede karşılaştım beğendiklerimi buraya yazıcam içinde benim arşivimde bulunanlarda var.
"Sadece herşeyi kaybettikten sonra özgür kalabiliriz!" (Fight Club)
"Yuvasını savunan bir tek özgür adam on askerden daha güçlüdür. Bunu bana haçlı seferleri öğretti." (Robin Hood)
"Kibir en sevdiğim günahtır" - Şeytanın Avukatı
"doğru ya da yanlış diye birşey yok, sadece popüler fikirler var" - 12 monkeys
"Gülersen herkes seninle güler,ama ağlarsan yalnız ağlarsın..." - Oldboy
Kendimize kim olduğumuzu hatırlatmak için hepimizin aynalara gereksinimi var... Guy Pearce - Memento
"you talkin' to me?" - taxi driver
"Parmak gökyüzünü gösterirken sadece aptallar parmağa bakar" (Amelie)
"Are you watching closely? " - The Prestige
"Eğer yanıtlarım seni korkutuyorsa, o zaman korkutucu sorular sormaktan vazgeçmelisin..." - Pulp fiction
"O mükemmel değil. Sen de mükemmel degilsin. Asıl soru birbiriniz için mükemmel olup olmadığınız" (Good Will Hunting)
"Korkma sadece toprağa gideceksin.. Sonra toprak olacaksın... Sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin.. Oradan özüne ulaşacaksın...Çiçeğin özüne bir arı konacak... Belki... belki o arı ben olacam. " (Eşkîya)
"Kendini beğenme doğadan gelen bir uyuşturucudur.." - Şeytanın Avukatı
"İtalya'da 30 yıl boyunca Borjiyalar vardı. Yani savaş kiyim, cinayet... Ama Michelangelo, Leonardo ve Rönesans ayni dönemde var oldular. Oysa isviçre'de kardeşlik, 500 yıllık demokrasi ve barış vardı. Ama ne yaratabildiler? Sadece guguklu saat!..." ( Üçüncü Adam )
"Şeytan'ın yaptığı en iyi oyun dünyayı onun var olmadığına inandırmaktır." Keyser Soze "The Usual Suspect"
"Bir soru için 64 bin dolar mı? Umarım sana hayatın anlamını soruyorlardır..." Mark Van Doren "Quiz Show"
"Medeniyete giden yolda maddi unsurların önemini reddediyorum" Fight Club
"Zaman en iyi yazardır. Her zaman mükemmel sonu yazar." Calvero "Limelight"
Biz yataklarında eceliyle ölmek isteyenler,Kurşunla göç edenlerin anısına içiyoruz!!! (Kabadayı)
Tetiğe basacağım,Mermi kovanından cıkacak,Yay mermiyi fırlatacak,Kovan havaya fırlayacak,Kurşun mesafe kat edecek,Organlarını parçalayacak. Senin gibi ciğeri 5 para etmez birisi,Bu kadar olayın olmasına sebebiyet verirken bu dünyanın hali ne olacak? (Madman)
Hayatın ve Zamanın acıması yoktur. (Madman) Gözlerinizi kapattığınız zaman dünya yok olmuyor öyle değil mi? "Memento - Akil Defteri"
I am legend filmiyle daha çıktığı ilk hafta top10 daki filmlerin toplamından daha fazla hasılat yapan Will Smith, Hancock filminde halkın içinden herkesin tanıdığı süper kahraman rolünde.
Görüntüler The Prestige filminden, Nikola Tesla ve Angierın çay içerken yaptığı konuşma filmdeki en sevdiğim diyaloglardan biri aşağıda çevirisini yaptım.
Angier:İmkansız birşey istiyorum
N.Tesla:Şöyle bir deyiş vardır bilirsiniz;"İnsan, hayal gücünün sınırlarını aşar." Ama yalan! "İnsanın hayal gücü, cesaretinin sınırlarını aşar."Toplum bir seferde ancak tek değişikliği kaldırabilir.Bir keresinde dünyayı değiştirmeye yeltenmiştim, bana hayalperest dediler.İkincisinde... Benden nazikçe emekli olmamı istediler.Buradayım.Emekliliğimin keyfini çıkarıyorum.İmkansız diye birşey yoktur Bay Angier. İstediğiniz masraflı birşey o kadar.Sizin için bu makineyi yaparsam, göz yanılması olarak mı açıklayacaksınız?
Angier:İnsanların sahnede yaptıklarıma inandıklarını düşünürsek alkışın yerini çığlık sesleri alacaktır.Bir kadını ikiye böldüğümü düşünün.
N.Tesla:Bay Angier böyle bir cihazın bedelini düşündünüz mü?
Angier:Para sorun değil.
N.Tesla:Sorun olmayabilir ama "bedelini" düşündünüz mü?
Angier:Anlayamadım.
N.Tesla:Evinize dönün.Unutun bunu.Saplantıları fark edebilirim.Fayda getirmezler.
Angier:Sizin saplantılarınız fayda getirmedimi.
N.Tesla:Başlarda evet.Ama peşlerini bırakmalıydım.Artık onların kölesiyim.Ve bir gün, beni yok edecekler.
2 numaralı idolüm olan Nikola Tesla'nın biyografisinin kısa özeti...
19. yy'dan 20.yy'a girerken en önemli değişim burjuva devrimlerinin yarattığı toplumsal ortam sayesinde gelişen bilim ve ardından gelen teknolojik devrimlerle yaşandı. Sanayi devrimi, buharlı makinaların icadı ve çok kısa bir süre sonra elektrikli motorlar derken arabalar, uçaklar ve uzay araçları. 19.yy'a kadar ki dünyanın bu yüzyılın ikinci yarısından sonra nasıl muazzam bir teknolojik değişiklik yaşadığını gösteren güzel bir örnek vardır. M.Ö. 7.yy larda Odysseia'nın gemilerinin hızı yelkenle gittiklerinde saatte 3 mil kadardır. 6–4. yy larda ise bu hız ancak 3 kat artırılabilmiştir. Denizcilikte önemli gelişmelerin yaşandığı 16.yy da ise günlük hız 2 bin sene öncesinden ancak 40 mil fazladır. Ancak buharlı gemilerle birlikte ulaşımın hızı muazzam derecede artmıştır. Artık niceliksel değil niteliksel bir değişimden söz edilmektedir. Ve 19.yy ın sonlarında telgraf ve radyonun icadıyla ulaşım ve iletişimin yolları birbirinden ayrılmış, dünya bugün iddia edildiği bir "global köy" olma rotasına girmiştir. Mekânların uzaklığı iletişimde "önem"ini yitirmiştir. 1900'ün başlarında daha ilk uçuş denemeleri yapılırken insanoğlu bundan sadece 50–60 yıl sonra uzaya çıkmaya başlamış, 1969 yılında Ay'a ayak basmıştır. Tüm insanlık tarihine baktığımızda bu büyük değişimler çağının yaşanmasını sağlayan, burjuva devrimleri ve ardından bu sosyal yapı ile sınırlı teknolojik devrimler olmuştur. İletişim ve enerji teknolojileri, çağımızın en önemli belirleyicilerindendir. İşte burada kısaca hayatından bahsedeceğimiz kişi de bu açıdan baktığımızda bugünkü dünyamızın yaratıcılarından belki de en önemlisi ve o oranda da en unut(tur)ulmuş olanıdır. Uzak görüşlülüğü toplumsal sistemin sınırlarının dışına çıkmış ve kaçınılmaz olarak bastırılmıştır. Yine de adının literatürden tamamen silinmesi olanaksızdır. Çünkü bize bugün bu kişiyi hatırlatacak çok şey vardır. Hakkında bir araştırmacı şöyle demektedir: "...Hala, bilgisayarınızda çalışırken Tesla'yı hatırlayın. Onun "Tesla Coil"i yüksek voltajlı resim tüpünüzün çalışmasını sağlamaktadır. Evinizde kullandığınız elektrik Tesla'nın alternatif akım(AC) jeneratöründen gelmekte, Tesla transformatöründen geçmekte ve evinize 3 fazlı Tesla enerjisini getirmektedir... Tesla'nın icatları bugün her yerdedir..."
Tesla'nın sıra dışı ailesi ve tuhaf çocukluğu
Nikola Tesla, 9 Temmuz 1856 yılında, o zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na bağlı olan Hırvatistan'ın güneybatı kesiminde Smiljan isimli bir köyde doğmuştur. Ailesi Sırp asıllıdır ve babası köydeki Ortodoks kilisesinin rahibidir. Annesi okumamış olmakla birlikte, Tesla'nın okul öncesi eğitiminde çok önemli bir yere sahiptir. Tesla'nın hayatı boyunca bir takıntı haline getirdiği, yemeğini yemeden önce tabaktaki yemekle ilgili kübik hesaplamaları akıldan yapmak ve bitirmeden yemeğe başlamamak, sanırım annesiyle yaptığı çalışmalardaki zihinsel hesaplama egzersizlerinden kalma bir alışkanlıktı. Annesi'nin mucitlerle dolu bir soydan geldiğini ve evdeki bütün hayatı kolaylaştıran araç gereçleri annesinin tasarladığını anlatır. Ayrıca, kendisinde yaratıcılıkla ilgili sahip olduğu her şeyin annesinden kaynaklandığını belirtir ve birlikte yaptıkları çalışmalardan bahseder. "Bu eğitim her türden egzersizi kapsardı, başkasının düşüncesini tahmin etme, bazı ifadelerdeki eksikleri bulma, uzun cümleleri tekrarlama ve zihinsel hesaplamalar yapmak gibi. Bir papaz olan babası ise yine olabildiğine ilginç bir insandır. Çok okuyan, birkaç dil bilen ve ezber yeteneği bazı klasikleri eksiksiz tekrarlayabilecek kadar kuvvetlidir. Kendi kendine farklı ses tonlarıyla odasında konuşurken, dışarıdan birinin içerde bir tartışma olduğunu sanacak kadar da yeteneklidir. Ancak oğlunun da kendisi gibi ileride ruhban sınıfından olması konusunda oldukça kararlı ve bu konuda taviz vermeyecek kadar da serttir. Tesla'nın küçüklüğü, çok sıra dışı bir zekâya sahip olarak gördüğü ağabeyinin ölümüyle birlikte, anne-babasının oğullarının acısını unutamamaları ve sürekli küçük Nikola'yı onunla kıyaslamaları yüzünden hayli zor geçiyor. İçine kapanıklığını, bu zamanda edindiği kendine güven problemiyle ilişkilendirmek sanırım yanlış olmayacaktır.
Zihnini kaplayan imgeler ve çakan flaşlar
Tesla çocukluğunda geçirdiği tuhaf bir hastalıktan çok etkilenmiştir ve kendi ifadesine göre geç uyanışının nedeni bu olmuştur. "Çocukluğumda, ilginç bir felaket yüzünden acı çekiyordum; sıklıkla kuvvetli flaşlarla bezeli imgeler, gerçek nesnelerin yerini alıyor, düşüncelerimi ve hareketlerimi engelliyordu. Bu resimler daha önce gördüğüm ama hiç hayalini kurmadığım nesneler ve sahnelerdi. Bana bir söz söylendiğinde, nesnenin işaret ettiği resim aniden hayalimde canlanırdı ve bazen gördüğümün gerçek olup olmadığının ayırdına varamazdım. Bu bende büyük bir kaygıya ve rahatsızlığa sebep olurdu" . Bu görünümler hastalıklı bir kimsenin gördüğü halüsinasyonlarla karıştırılmamalıydı. Bunlar (görünen imgeler) kendi formüle ettiği teoriye göre; önemli bir uyarının (heyecanın) sebep olduğu, beynin refleksi bir davranışla retina üzerine gönderdiği imgelerdi. Tesla, eğer bu teorim doğruysa der: "herhangi birinin aklında tasarladığı bir nesnenin görüntüsü bir ekrana yansıtılabilinir ve böylelikle görünür hale getirilebilinir" . İnsan ilişkilerinde bir devrim yaratacağını düşündüğü bu teori üzerine o zamanlarda epey bir çaba sarf etmiştir. Kendi aklında tasarladığı bir görüntüyü, başka odada oturan bir kimsenin de zihninde yaratabilmek için uğraşmıştır.
Zihin Gezileri
Tesla bu yıllarda, delice diye adlandırabileceğimiz zihin gezileri yaptığını ileri sürmüştür. Gerçek dünyadakinden farklı olarak görmediği arkadaşlıklar kurar, yani yerler, şehirler ve ülkeler görürmüş.. Bu gezilere her akşam çıkar hatta bazen gün boyunca da sürdürdüğü olmuştur. "Düşüncelerimin ciddi olarak icatlara dönüştüğü 17 yaşına kadar sürekli sürdürdüm bu gezileri" . O günlerde Tesla, aklında tasarladığı şeyleri gerçek yaşama çok kolay aktarabildiğini ve bu yolun sadece deneylerle yapılan çalışmalara göre çok daha hızlı ve etkili olduğunu düşünmektedir. "Modellere, çizimlere ve deneylere ihtiyacım yoktu" der.
Tesla'nın kendine has mucitliği ve deneysiz icat yolu
"Bir kimse henüz ham olan tasarısıyla bir araç oluşturmaya kalkarsa, kaçınılmazlıkla zihni aracın detaylarının düşünülmesiyle işgal edilecektir. Bu kimsenin, aracın geliştirilmesi ve yeniden yapılması sürecinde konsantrasyonu azalacak ve temel ilkeleri görme gücünü kaybedebilecektir. Belki sonuç sağlanabilecektir ama her zaman kaliteden feda edilerek". İşte Tesla, kendi çalışma mantığının tersi olarak nitelediği yukarıdaki metodun verimsiz olduğunu bu sözlerle açıklamaktadır. Kendisi ise aklına bir fikir geldiğinde onu öncelikle hayalinde oluşturmaya başlar. İnşa sürecini zihninde değiştirir, geliştirmeleri akıldan yapar ve aracı zihninde çalıştırır. "Türbinimi aklımda çalıştırmam ya da dükkânımda test etmem benim için kesinlikle önemsizdir. Bir farklılık yoktur, ne olursa olsun sonuçları aynıdır. Bu yolla aklıma gelen bir fikri eksiksiz ve çok hızlı bir şekilde, hiçbir şeye dokunmadan geliştirebilirim" . Tesla, mühendislikte, elektrik ve mekanikte, sonuçların olumlu olacağını düşünmektedir. Ona göre hemen hemen hiç bir konu yoktur ki önceden düşünülerek yapılamasın; elbette yeterli teorik ve pratik bilgi varsa. Ham fikirlerin, genellikle yapıldığı gibi, pratiğe taşınmasını gereksiz yere harcanan büyük bir enerji, para ve zaman kaybı olarak görür. Tesla, küçüklüğünde yaşadığı ve sonradan da devam eden felaketin(imgelerin hayalinde canlanması), esasında kendine bahşedilen bir güçle telafi edildiğini düşünür. Bu güç, duyu organlarının uyarmasıyla birlikte anında düşünebilme ve bu doğrultuda hızla hareket edebilme kabiliyetidir. "Bunun pratik sonucu, şimdiye kadar ancak kusurlu bir uygulaması bulunan teleautomatic (uzaktan kumada) bilimidir" . Tesla, yıllarca kendini kendinden kontrollü otomatların (self-controlled automat) planlanmasına adamış ve mekanizmaların sınırlı bir derecede de olsa akıl sahibiymiş gibi hareket edebilecek şekilde üretilebileceğine inanmıştır. 20. yy a henüz girilmediği bir dönemde, bunun endüstri ve ticarette bir devrim yaratacağını görebilmiştir.
Bir kitap okudu hayatı değişti...
Karakterinin güçsüz ve zayıf olduğu, cesaretinin ve kararlılığının olmadığı, ölüm ve dinsel korkularının olduğu bir dönem yaşamıştır çocukluğunda. Batıl inançların etkisi altında olduğu bu döneminde hayaletlerden, cinlerden, v.s. korkmuştur. Sonradan, babasının kütüphanesinde yaptığı gizli okumalardan birinde eline geçen bir kitapla (Aoafi- The son of Aba(Aba'nın oğlu) - Macar yazar- Josika), hayatının rotası değişmiştir. "Bu okuma, her nasılsa irademin hareketsiz güçlerini uyandırdı ve kendi kendimi kontrol (self-control) etme talimlerine başladım. Azmim önceleri Nisandaki karlar gibi eridi, ama kısa bir süre sonra güçsüzlüğümü keşfettim ve daha önce hiç bilmediğim bir memnunluk hissettim" .
Düşler ve gerçekler üzerine
Hayatın çok hızlandığı ve her türden enformasyonun insanların beyinlerine akın etmeye başladığını düşündüğü yıllarda Tesla, bunun modern var oluşun bir sıkıntısı ve kendini gözlemleme yeteneği olmayan insanın ortaya çıkışı olarak yorumlar. Kendisindeki iç gözlem yeteneğini ise paha biçilmez bir başarısı olarak görür. Hayal dünyasının körelmesinin gerçek tehlike olduğunu düşünür. Bu düşünceyi bir alıntı ile pekiştirebiliriz: " ...düş görme yeteneğimizi bastırdığımız hayat alanlarında ise önümüzdeki hayattan, insanlardan, insanın dünyasından korku duymaktayız. Bu korkumuz demokratik toplum hayatından vazgeçmeye her an hazır "sıradan insanlara" dönüştürmekte bizi" . Tesla da bu tehlikeyi görebilmişti. Kendisinin çok gelişkin bir politik bakışının olduğunu iddia edemesek ve hatta zaman zaman buhranlı yanlış tercihler yapabildiğini düşünebilsek bile bir hümanistti denilebilir ve insanların yaşantısından kaygı duyuyordu.
Bütün bir yaşamı boyunca sürecek çalışmaları ve icatlarında henüz bir çocukken yaptığı bir deneyde de ulaşmaya çalıştığı gibi, doğanın enerjisini insanlık yararına kullanmayı amaçlamıştı. İlk başlarda içgüdüsel bir biçimde olan bu düşünce daha sonra başat bir öneme sahip olmuştu Tesla'nın yaşamında. Çocukluk deneylerinden birinde Tesla 16 tane mayıs böceğini (May bug) dörder dörder çapraz birbirini kesen iki çubuğun uçlarına yapıştırmış ve onların yorulmak bilmez dönüşlerini bir mille bir çarka ordan da daha büyük bir çarka geçirmiştir. Bu deney arkadaşının böcekleri yemesiyle trajik bir son bulmuş ve Tesla insanlık yararına kullanmak için bir daha böcek enerjisinden yararlanmayı aklına bile getirmemiştir.
Köy'den Kent'e göç ve ilk toplumsal "başarı"
İlkokul birinci sınıftan sonra ailesiyle birlikte köye yakın küçük bir şehir olan Gospic'e gider. Bu değişim ona doğal hayattan uzaklaştığı için hiç hoş gelmez ve hayvanlarını -özellikle güvercinleri- bırakmayı hiç istemez. Her hafta Pazar günü gittiği Kilise görevinden de hiç hoşnut değildir. Ancak, bu şehirde yaşadığı bir olay omuzlarda taşınmasına sebep olur. Yeni kurulan bir itfaiye departmanı son model bir yangın söndürme cihazı almıştır. Bütün herkes şehrin meydanında toplanmıştır, bu son teknoloji makinanın çalışmasını görmek için. Makina suyunu nehirden alacaktır. Ve bütün seramoni ve konuşmalar tamamlandıktan sonra, pompayı çalıştır emri verilmiş fakat ne yazık ki bir damla su bile gelmemiştir hortumun ağzından. Eksperler ve profesörler boş bir çabalama içine girmişlerdir. Tesla alana vardığında durum budur ve kendisi de küçük bir çocuk olarak bu konuda fazla bir bilgiye sahip değildir ancak olanca bilgisine dayanarak nehire atlar ve suyu nehirden çekmesi gereken hortumun ağzının tıkanıklığını açar ve tam o sırada püskürtmeye başlayan hortum bütün bir kalabalığın pazar giysisini ıslatır. Bu, Nikola Tesla'nın hayatındaki ilk toplumsal başarıdır diyebiliriz! Tesla bu şehirde, daha sonra gideceği kolej veya gerçek bir liseden önce, 4 yıllık bir normal okula gönderilir. Okulda bir kaç mekanik maket vardır ve bu maketler ilgisini su-türbinlerine yöneltir. Amcasının ona anlattığı Niagara Şelalesini zihninde canlandırır ve şelalenin akıttığı sularla dönecek büyük bir tekerleğin hayalini kurar. Amcasına bir gün Amerika'ya gideceğini ve bu planını gerçekleştireceğini söyler. Bir gün gerçekten gidecek ve gerçekleştirecektir! Lise Yılları ve hava basınçlı silindiri
Tesla 10 yaşında liseye başlar. Bu lise yeni ve araç gereçle iyi donatılmış bir lisedir. Fizik departmanında çeşitli elektrik ve mekaniğe ait klasik bilimsel araçların maketleri bulunmaktadır. Bu maketlerin hocalar tarafından gösterildiği ve çalıştırıldığı zamanlar Tesla'nın en çok ilgisini çeken anlardır. Bu araçları seyrettikçe çok güçlü bir mucit olma isteği kaplar zihnini. Aynı zamanda matematiği de sevmektedir ve akıldan yaptığı çok hızlı hesaplamalarla Profesörlerinin takdirini kazanmıştır. Ancak eliyle bu yaptığı hesaplamaları tahtaya yazmak ya da herhangi bir model çizmeyi başarabilmek Tesla için azaptan başka bir şey değildir ve bu işi düzgünce yapabilmesi için yıllarca uğraş verilmiştir. Okulun ikinci senesinde Tesla'nın en büyük hedefi hava basıncıyla sağlanabilecek sürekli bir hareket yaratabilmektir. Küçüklüğünde içi boş saplardan vakumlayarak yaptığı oyuncak tüfekler zihnini hep meşgul etmiş ve vakumun gücünü kullanmak istemiştir. Bir süre düşüncelerinde karanlıkta dolaştıktan sonra bir model geliştirmiş ve hava basıncını kullanarak bir silindirin sürekli rotasyonunu sağlamıştır. Bu sürekli hareket onu fazlasıyla sevindirmiş ve en çok istediği "uçuş makinasının gücünü bu şekilde sağlayabileceğini düşünmüştür. O güne kadar, şemsiyeyle bina tepelerinden atlayıp kötü bir biçimde düşerek sürdürdüğü, cesaret kırıcı birçok hatırası vardır. Bu rotasyonu sağladıktan sonra eksiğinin sadece bu rotasyonla çırpacak kanatlar olduğu fikrine kapılır. Sonuç, vakumlu silindir tüpün içindeki hava basıncının ona dik açıyla etki eden dış hava basıncı yüzünden sızdırması ve kuvvetsiz rotasyona neden olmasıyla başarısız olmuştur.
Yine bir kitap ve değişen hayat
Tesla, yakalandığı hastalıklar yüzünden liseyi zorlukla bitirebilmiştir. Doktorlar durumunun çaresiz olduğunu düşünmüşler ve tedaviden bile vazgeçmişlerdir. Bu süreçte Tesla'nın sürekli olarak okuyabilmesine izin verilmiştir ve o da bu fırsatı, halk kütüphanesinden aldığı kitaplarla değerlendirmiştir. Bu dönemde daha sonra arkadaşı olacak Mark Twain'in ilk yazdıklarından bir eseri eline geçmiş ve bu kitabın büyüleyici etkisiyle umutsuz durumunu tamamen unutmuş ve mucizevi biçimde hızla iyileşmiştir.
Carlstadt'daki Lise yılları
Okul hayatına, teyzelerinden birinin yaşadığı Hırvatistan'ın Carlstadt şehrindeki yüksek lisede devam etmiştir. Orada kaldığı 3 yıl aradan sonra okulu bitirmesiyle bir dönüm noktasına gelmiştir. Bugüne kadar anne ve babası oğullarının bir rahip olacağından hiç şüphe etmemektedirler. Fakat bu düşünce Tesla için büyük bir endişe kaynağıdır. Çünkü okul yıllarında özellikle çok zeki olarak nitelediği profesörünün etkisiyle elektriğe merak sarmış ve bu büyüleyici dünya hakkında daha çok şey öğrenmeyi kafasına koymuştur. Yol ayrımı
Okulu bitip de eve döneceği sıralarda babası onu Gospic'deki salgın hastalık sebebiyle ava çağırır. Av için gittiği şehirde kendisi de hastalığa yakalanır ve 9 ay boyunca yataktan kımıldayamayacak kadar kötü bir hastalık geçirir. Kendisi, enerjisinin tamamıyla bittiğini ve ikinci ve bu sefer galiba sonuncu defa ölümün kapısına geldiğini düşünür. Babası onun moralini iyi tutmak için elinden geleni yapmaktadır. Ve yine oğluna moral vermek için odasına girdiği bir sırada Tesla babasına; "Belki" der "Eğer sen benim mühendislik eğitimi almama izin verirsen iyileşebilirim." "Sen dünyadaki en iyi teknik okula gideceksin," diye içtenlikle yanıtlar babası Tesla'yı. Zihninden ağır bir yükün kalkmasıyla kısa bir süre içinde ilaçlarında yardımıyla iyileşir. Herkes bu süreci şaşkınlıkla gözlemlemiştir. Babası bu hastalığın ardından oğluna sağlıklı ve doğal bir ortamda dinlenmesi ve egzersiz yapması için ısrar etmiş. Doğayla baş başa geçirdiği bu dönemde Tesla gezintilerine birçok kitap ve av takımlarıyla birlikte çıkarmış. Bu dönem onun hem zihnini hem de bedenini kuvvetlendirmiş. Gezintileri sırasında hayalinde birçok şey tasarlamış fakat tasarladıkları gibi tasarıların dayandığı kurallar da bilgi eksikliğinden dolayı hayaliymiş.
Akıllara durgunluk veren tasarılar
Bu döneme rastlayan iki tane ilginç tasarısı var Tesla'nın. Biri, mektup ve paketlerin denizaltına yerleştirilecek tüplerle su basıncı kullanılarak iletilmesini sağlayacak olan projesi, çok daha hayali olan diğeri ise, ekvatorun etrafına dünyaya bağlı olmadan kendiliğinden hareket eden bir halkanın inşa edilmesi ve bu halkaya istenildiği zaman dünyadan ulaşılarak, dünyanın kendi etrafında dönüşü sayesinde, trenlerin hiçbir zaman ulaşamayacağı saatte binlerce kilometre yol alınabilmesinin sağlanması. Bunun komik bir düşünce olduğunu otobiyografisinde Tesla da belirtir ama kendisinden daha kaçık ve komik bir NewYork'lu profesörden bahseder. Bu bilim adamı da atmosferdeki havayı çok sıcak olan bölgelerden ılıman olan bölgelere pompalamak niyetindedir ve bu amaç uğruna devasa büyüklükte bir araç bile yapılmıştır.
En ünlü Politeknik Okulu
Doğada dinlenerek geçirdiği bu bir senenin ardından Tesla, babasının seçtiği ve okullar arasındaki en ünlü ve eski olanlardan, Gratz'daki (Avusturya) politeknik okuluna gönderilir. O kadar memnun olur ki çalışmalarına büyük bir heves ve tempoyla başlar. Notları mükemmeldir, bütün derecelerde rekorları kırar ve hocaları tarafından en yüksek notlardan daha fazlasını hakkettiği düşünülür. Çalışmaya bütün günler dahil sabahın 3 ünde başlamakta ve gece 11'e kadar sürdürmektedir. Bütün sene bu şekilde çalıştıktan sonra evine kısa bir tatil için giderken ondan, özellikle babasının çok gururlanacağını düşünmektedir. Fakat babası onun hevesini kıracak derecede ilgisiz kalır. Bunun nedeni Babası öldükten sonra bulduğu bir kutu içindeki mektuplarla açığa çıkar. Profesörleri babasına, eğer çocuğunuzu okuldan almazsanız çok çalışmaktan kendini öldürecek yazmışlardır.
Tesla'nın takıntıları ve "canavar" Voltaire
Tesla'nın dehşet verici kişiliğinin bir diğer özelliği de başladığı bir şeyi muhakkak bitirme takıntısıdır. Fakat bu tabağındaki yemeklerin kübik hesaplamalarını yapmaktan ya da her yaptığı tekrarlanan hareketlerin muhakkak 3'e bölünmesi zorunluluğundan daha ağır sonuçlar doğuracaktır. Bir gün, "günde 72 fincan siyah kahve içen canavar" diye nitelendirdiği Voltaire'in bir cildini okumaya başladığında başına geleceklerden habersizdir. Çünkü o "canavar" küçük harflerle dolu 100'e yakın cilt yazmıştır ve Tesla başladığı işi bitirmek zorundadır. En son cildi okuduktan sonra şöyle der: "Bir daha asla".
Büyük düş
Gratz'daki okulda yapılan deneylerde ilk defa "Gramme Dinamo"yu görür. Bu dinamo bir jeneratör gibi çalışmakta ve tersine çevrildiğinde de bir elektrik motoru olmaktadır. Fakat çok fazla ses ve kıvılcım çıkaran verimsiz bir motor. Bunun üzerine düşündüğünde, kendisinin bu motoru kıvılcımlar çıkartmasına sebep olan fırçaları kullanmadan yapabileceğini iddia eder. Profesörü derste Tesla'yı şöyle yanıtlar. "Bay Tesla büyük şeyler başarabilir ama kesinlikle bunu yapamayacaktır". Tesla bunu yapmıştır! Gratz'daki okulu bitince 1880 de Prag'a gider, babasının arzusunu gerçekleştirmek için üniversite eğitimini orada tamamlayacaktır. Burada yaptığı çalışmalarda henüz amacına ulaşamayacaktır ama bu doğrultuda bir ilerleme olarak komütatörü(elektrik akımının yönünü değiştirir) makineden ayırmayı başarır.
Belgrat Telefon Şirketi
Amerikan telefon sistemi o dönemlerde Avrupa'ya yayılmaktadır ve Maceristan'da da Budapeşte’ye kurulacaktır. Bunu ailesinin maddi sıkıntısını hafifletmek için büyük bir fırsat olarak görür. Zaten şirketin başında da aile dostlarından kişiler bulunmaktadır. Burada yine çok kötü bir şekilde hastalanır. Tüm sinir sistemi iflas eder. Tesla, umutsuzca hayata yapışır ama asla bir daha iyileşeceğini beklememektedir. Fakat iyileşir ve bundan sonraki hayatında hiç durmadan, bir gün bile ara vermeden yıllarca çalışacaktır.
Göethe'nin Faust'u ve döner manyetik alanın icadı
Hayatı tekrardan kazanmıştır ve derinlerde, esasında bunun beynin kazandığı ama henüz dışa ulaşmamış bir savaş olarak görür. Ve bir hafta sonu Şehir Parkında arkadaşıyla yaptığı bir gezi sırasında Göethe'nin Faust'unu ezberden okurken birden fikir aniden bir flaş gibi patlar beyninde. Bir sopayla kuma diyagramı çizer ve arkadaşına, kendisine bir makina kadar gerçek görünen çizimi göstererek, "bak motorumu görebiliyor musun" diye sorar. Bu plan, AC (Alternatif akım) akımdan yararlanmayı sağlayacak ilk adım olmuştur. Döner manyetik alanın prensiplerini belirlemiş ve endüksiyon motorunu tasarlamıştır. Telefon şirketindeki çalışmasına kaderin bir cilvesi olarak, teknik ressam olarak başlamıştır. Sonraları departmanın başındaki kişinin ilgisini çekmiş ve hesaplamalar, dizayn etme ve yeni makinaların yerleştirilmesinde karar verme yetkileriyle donatılmıştır. Telefon santrali çalışmaya başlayana kadar orada çalışmış ve o günün telefon teknolojisine, patentini hiç bir zaman üzerine almadığı ama onun tarafından icat edildiği bilinen araçlar yaparak katkıda bulunmuştur.
Edison'la tanışma ve büyük umutlar ülkesi "Amerika"
Nikola Tesla, 1882 yılında bir arkadaşının önerisiyle Paris'e, Edison şirketinin bürosuna çalışmaya gitmiştir. Burada Edison'un yakın arkadaşı ve yardımcısı Mr. Batchellor ve bir kaç Amerikalıyla daha tanışır. Ancak tek tanıştığı Amerikalılar değil "amerikan yaşam biçimi(american way of life)" de olmuştur. Daha sonraları çok acı çekmesine ve delilik olarak adlandırılabilecek araştırma ve açıklamalar yapmasına sebep olacak sinir bozukluklarına sürükleyecek bu tarz o zamanlarda ona sadece komik görünür. "Amerikalılar benle çok ilgiliydiler, özellikle de bilardo oynamadaki üstünlüğümle. Bu baylara bu konudaki icadımı anlattım ve baylardan biri bana hemen bir hisse senedi(borsa) şirketi kurmayı önerdi. Bu teklif bana son derece komik geldi ve ne demek istediği konusunda, bunun bir amerikan tarzı olması dışında çok küçük bir fikrim vardı" . Tesla bu dönemde bir Almanya bir Fransa arasında gidip gelmeye başlar. Güç ünitelerinin onarımı için çalışmaktadır. 1883 yılında bir görev için gittiği Strazburg'da, saatlerce çalışmanın sonunda, fırça ve komütatör kullanmaksızın ilk endüksiyon motorunu yapmayı başarır. Strazburg'daki işini başarılı bir biçimde bitirdikten ve şirketinin önemli miktarlarda para kaybetmesini önledikten sonra Paris'e geri döner. Edison'un arkadaşının ısrarıyla bundan sonraki çalışmalarını yürütmesi için "büyük umutların ülkesi" Amerika’ya hareket eder. Hiç bir zaman para konularında başarılı olmayacak olan Tesla'nın New York'a vardığında cebinde yalnızca 4 senti vardır. Edison'la tanışmasının hayatında unutulmaz bir an olduğunu söyler. Bilimsel bir eğitim görmemiş ve çocukluğunu bazı avantajlardan yoksun olarak geçirmiş bu harika adam onu hayrete düşürmüştür. Bu durumda olduğu halde çok şey başarmış biridir. Kendisi, bir düzine dil üstüne çalışmış, sanat ve edebiyat dünyasına dalmış, ve en iyi yıllarını kütüphanelerde, Newton'un prensiplerinden Paul de Kock'un romanlarına kadar, eline geçen her türden kitabı okuyarak geçirmiş ve Edison'la tanıştığında da, bu adamın karşısında bütün bu yılları boşuna yaşamış olduğunu hissetmiştir. Daha sonra yavaş yavaş bu düşüncelerinden sıyrılmış aynı zamanda da yine bu dönemde yaptığı başarılı çalışmaları sebebiyle Edison'un güvenini kazanmıştır. Tesla Elektrik Şirketi ve Wetinghouse anlaşması
Bir anlaşmazlık yüzünden Edison'un şirketinden ayrılır ve kendi geliştirdiği alternatif akım motorunu yapabilmek için birkaç bankerin desteğiyle kendi şirketini kurar. Esasında bankerlerin ondan istediği bu alternatif akım(AC) ile ilgili şeyler değildir. Hali hazırda kullanılan bir (DC) doğrusal akım vardır ve bu konu onlar çok ilgilendirmemektedir. Onlar Tesla'nın ark lambalarını istemektedirler. Tesla Electric Co. 1887 yılında kurulur ve finansörlerinin istediği ark lambalarını tamamen hallettikten sonra kendi esas istediği işle uğraşmaya fırsat bulacaktır. Kendi laboratuarının kurulmasıyla burada tam da zihninde tasarladığı gibi birçok motor meydana getirir. 1888 yılında Westinghouse Şirketiyle yapılan bir anlaşmayla, patentini aldığı 40 temel icadı, 1 milyon dolar gibi bir fiyata bu şirkete satılır. Tesla'nın jeneratörleri Niagara Şelalelerinde kullanılır. Böylelikle de Edison'un en önemli rakibi haline gelmiş olur. Westinghouse, bugün de halen kullandığımız, Tesla'nın buluşu olan elektrik sistemini (AC-alternatif akım), kendi temeline oturtur. Edison'un DC-doğrusal akımı 1 kilometre ötedeki bir lambayı bile yakamazken Tesla'nın AC-alternatif akımı sayesinde çok yüksek voltajlar da transfer mümkün olabilmektedir. Bugün bütün dünyanın kullandığı sistem Tesla'nın 19.yy'ın sonlarında geliştirdiği "AC-alternatif akım"dır. Tesla'nın, manyetik alanın rotasyonuyla ilgili prensipleri ve endüksiyon motoru onun daha sonra oluşturduğu çok fazlı alternatif akımının kullanımını sağlamış ve diğer icatları -dinamolar, transformatörler, endüksiyon bobinleri, kondansatörler, ark ve akkor lambaları- ile Tesla, elektrik enerjisinin kitlesel kullanımına paha biçilmez bir yardımda bulunmuş ve bütün bu icatlar bugünkü dünyamızın yaratılmasını; elektrik enerjisinin endüstriden evlere kadar insanlığın yararına her yere girmesini sağlamıştır.
Yüksek Frekans çalışmaları ve Tesla Coil(Tesla Bobini)
Tesla 1889'un sonlarına doğru Pitsburg'dan New York'daki laboratuvarına döner dönmez yüksek-frekans makineleriyle(high-frequency machines) ilgili çalışmalarına kaldığı yerden devam eder. Bu keşfedilmemiş alandaki yapım aşamasının problemleri çok yeni ve pek tuhaftır. İndükleme tipini(induction type), kusursuz sinüs dalgaları oluşturabilmekten uzak olduğu için reddeder. Sinüs dalgalarının rezonans için çok önemli olduğunu söyler. Nihayetinde, çalışmalarının sonucunda, farklı bir amaçla icad edilmiş de olsa, 1891 yılında bugün radyo, televizyon ve bilgisayar teknolojisi başta olmak üzere birçok elektronik ekipmanda kullanılan Tesla Bobinini(Tesla Coil) keşfetmeyi başarır. Tesla Bobini, radyo frekanslarında yüzbinlerce volta varılmasını sağlayan yüksek-frekans transformatörüydü. Elektrik akımı bu aletin tepesinde sıçramalara neden oluyor ve mavi kıvılcımlar çıkartıyordu. Bu elektrik deşarjlarının bir alıcı tarafından kablosuz olarak alınabilmesi elektrik enerjinin kablosuz transferini sağlamış olacaktı. 1891 yılında Tesla'nın laboratuarında yaptığı küçük makineler sadece 10-15 cm lik sıçramalar(deşarjlar) meydana getirebiliyordu. 1900 yılında yaptığı daha büyük olanlarda ise 100 lerce metrelik sıçramalar elde etmeyi başarmıştı. Söylendiğine göre, yüksek frekanslardaki elektrik akımları vücuda zarar vermeden derinin üzerinde dolaşabildiği için Tesla'da bu kıvılcımları parmaklarından alıp vücudunda dolaştırabilirmiş. Tesla Bobini, onun için yepyeni bir başlangıç demekti. Bütün yaşamı boyunca düşündüğü doğal enerjinin insanlık yararına kullanılması açısından çok önemli bir adım olmuştu. Bu alet sayesinde elektriğin çok yüksek frekanslarda kablosuz olarak transferinin mümkün olacağını düşünüyordu. Ve kuracağı merkezlerle küçük bir kaynaktan yükselterek elde ettiği elektrik enerjisini (milyonlarca volt) kablosuz olarak dünyanın istediği yerindeki alıcılara ulaştırabilecekti. Bunu yapabilmek için en iyi iletken dediği yerküreyi kullanıyordu. Bu bizim AC sisteminde evlerimizde kullandığımız topraklama gibi düşünülebilir; yerküre esasında kendisine aktarılan elektriği kaybetmez ve topraklanan akım gücünün yettiği yere kadar dalgalar halinde yayılır. Tesla, çok kuvvetli elektrik akımlarını topraklıyordu ve bu akımı başka bir akımla aynı yerden topraklayarak destekliyor ve dalgayı kuvvetlendiriyordu. Böylece saniyede 300.000 km hızda hareket eden (ışık hızıyla aynıdır) elektrik dalgaları, dünyanın merkezinden geçerek diğer taraftan dünyanın yüzeyine çarpıyor ve tam olarak aynı noktadan geri dönüyordu. Salıncak örneğinde olduğu gibi küçük küçük ama aynı kuvvette ittirmelerle rezonans mantığına göre yükselen salıncak gibi elektrik dalgaları da her geri gelişlerinde daha kuvvetli oluyor ve daha yükseğe sıçrayabiliyorlardı (Bu metot 1950 yılında Ay'ın ve 1970 yılında Venüs'ün haritasının çıkarılması için de kullanılmıştır). Radar ışınları aya ve venüse gönderilerek bu ışınların geri dönüş hızlarından dünyamıza ne kadar uzakta oldukları belirlenmişti.)
X-ışınları ve Röntgen cihazı
Tesla'nın bu aleti icat ettiği 1891 yılı onun aynı zamanda Amerikan vatandaşlığına geçtiği tarihtir. Tesla'nın bu dönemdeki çalışmaları değerlendirildiğinde başka bir gerçek daha ortaya çıkmıştır: 1895 yılındaki icadıyla X-ışınlarının mucidi olarak bilinen Wilhelm Röntgen'den 3 yıl önce Tesla bu ışınlarla deneyler yapmış ve insan vücudunun iç kısımlarına ait başarılı resimler elde etmiştir.
Kablosuz yanan ampuller ve Faraday'ın koltuğu
Tesla, yine aynı dönemde yaptığı laboratuvar çalışmalarında elektrotsuz vakumlanmış tüpleri odanın içinde oluşturduğu gerekli yoğunlukta elektrik alanıyla kablosuz olarak yakmayı başarmıştı. Bu deneyin halk önünde tekrarlanmasından sonra Tesla, dünyanın her yerinden çağrılar almaya başlar. Bunlardan bir tanesini değerlendirir ve 1892 yılında Londra’da Elektrik Mühendisleri Enstitüsü'nde ders vermeye gider. Oradan Paris'e geçmek üzereyken Sir James Dewar'ın karşı konulmaz bir ısrarla Kraliyet Enstitüsü'nde de gösterisini tekrarlamasını ister. Burada Dewar Tesla'yı bir koltuğa iterek eline bir bardak viski verir ve "şimdi" der: "Faraday'ın sandalyesinde oturuyor ve onun içtiği viskiyi yudumluyorsun". New York'daki laboratuarına döndükten sonra tekrardan çalışmalarına başlar, 1895 de laboratuarının şüpheli bir şekilde yanması bir süreliğine de olsa çalışmalarına ara ermesine neden olur. 1899 yılında ise kendisine ücretsiz enerjinin teklif edildiği Colorado’ya gider. Colorado günleri, topraktan çarpılan insanlar ve insan yapımı şimşek Tesla, dev büyüklüğe sahip bobinini kullanarak dünyadan bir iletken olarak yaralandığı ilk deneylerini burada gerçekleştirir. En önemli icadı denilebilecek "sabit karasal dalgaları (terrestrial stationary waves)" burada kullanmaya başlar. Deneyleri sırasında yerküreye elektrik verdiğinden, laboratuarı çevresinde dolaşan insanların ayakları arasında elektrik sıçramaları meydana geldiği ve etraftaki çiftliklerde ayaklarındaki demir nallar yüzünden atların çılgına döndüğü anlatılmaktadır. Bu şehirdeki sonunu belki delice denilebilecek şekilde kendisi hazırlamış, şehrin ana jeneratörünün yanmasına sebep olmuştur. Bir gün deneyi sırasında muazzam sıçramalar elde etmeyi başarmıştır, fakat bu sıçramalar bir süre sonra bir şimşekten çok daha korkutucu olmaya ve çıkan sesler bütün bir şehirden duyulur hale gelmiştir. En sonunda ise şehrin ana jeneratörü yanmış ve bütün bir şehir karanlıkta kalmıştır. Tesla, rezonans sayesinde kademe kademe yükseltmeyi amaçladığı sıçramaları başardığını anlasa da deneyi durdurmamış ve en son nereye kadar gidebilir diye laboratuarının dışarısında bu büyük "canavar"ını seyre dalmıştır. Sonuç: Bir daha kimse Tesla'ya ücretsiz enerji önermek gibi bir "hata"ya düşmemiştir.
Wardenclyffe Projesi , bedava enerji ve Tesla'nın yenilgisi
1900 yılında New York'a dönen Tesla, J.Pierpont Morgan adında bir finansörün 150 bin dolarlık desteğiyle, Long Island'da kablosuz iletişim amacına yönelik dev kulesinin inşasına başlar(Wardenclyffe Profesi). Bu verici istasyonu, piramit şeklinde sekizgen ve 54 metre yüksekliğinde yapılır. Wardenclyffe'in bu kule sayesinde dünyanın merkezi olacağı sanılır. Tesla'nın bu desteği alabilmesini sağlayan, onun bu kule vasıtasıyla çok uzaklara resim, mesaj, ses ve her türden veriyi gönderebileceği iddiasıdır. Hâlbuki Tesla'nın daha büyük bir amacı daha vardır. Sürekli olarak aşağı gördüğü hertziyan dalgalarla uğraşmamakta ve kendi "teta4-dalgaları" olarak anılacak olan elektrik dalgalarıyla kablosuz enerji aktarımı sağlamaya çabalamaktadır. Amaç yine aynıdır: Tüm insanlığa bedava enerji sağlamak!Tesla, bu sefer çok ileri gitmiştir. Bu kapitalist sistemin kar mantığını kökünden zedeleyebilecek felaket bir fikirdir. Bedava enerji, petrol gibi çok önemli bir ekonomik kaynağı yararsız hale getirebilecek ve tüm endüstrinin dönüşümünü sağlayabilecek bir tehlikedir. 1903'deki bu açıklamasından sonra arkasındaki bütün destekler çekilmiş ve yavaş yavaş ismi kitaplardan silinmeye başlamıştır. Bunda o günkü ekonomik durumunda etkisi vardır. Marconi 150 bin dolardan daha ucuza Atlantik'i aşan ilk mesajı yollamayı başarmış ve şirketinin hisseleri borsada kapış kapış satılmaya başlamıştır. Tesla'nın şirketi gözden düşmüştür. Tesla ise Marconi'nin yaptığının kendisinin hâlihazırda yapabildiği ve Marconi'nin zaten kendisine ait patentleri kullanarak bunu yaptığını, önemsiz ve basit bir iş olduğunu söylemiş ve kendi amacının gerçekte ne olduğunu açıklama gafletinde bulunmuştur. Bu tarihten itibaren birçok kimse tarafından bir deli olarak anılmaya başlanacaktır. 1904 yılında Colorado Springs'deki elektrik şirketi Tesla'yı uğrattığı zarardan dolayı mahkemeye vermiş ve 180 dolarlık mahkeme parasının ödenebilmesi için oradaki laboratuarı satılmıştır. 1906 yılında yaptığı icatlarla zengin ettiği George Westinghouse, Tesla'nın kablosuz enerji iletimi önerisini geri çevirmiştir.
Nobel Ödülü
1915 yılında kendisine Edison'la birlikte fizik dalında önerilen Nobel ödülünü geri kabul etmemiştir. Maddi olarak çok büyük zorluk içinde olduğu halde şöyle demiştir: "Böylesi bir ödül bir insan için çok büyük imkânlar sağlayacaktır. Bin yıl boyunca daha birçok Nobel ödülü kazananlar olacaktır. Ve benim, teknik literatürde kendi adımı taşıyan 4 düzine kâğıdı dolduracak patentim var. Bunlardan sadece bir tanesini için bile, bundan sonra verilecek binlerce Nobel ödüllerinin tümünü verebilirdim..."
Sibirya'da yanan orman, patlayan Fransız gemisi ve Tesla'nın savaş teknolojileri 1915 yılında Tesla kablosuz enerji iletimiyle ilgili yaptığı açıklamalara devam etmektedir. Bu teknolojinin aynı zamanda muazzam bir yok edici kuvveti de olabileceğini ara ara yaptığı açıklamalarda tekrarlamaktadır. Sonradan Amerikan'ın "Yıldız Savaşları" projesine kaynak olacak bütün savaş makinası çalışmaları ve yaptığı açıklamalar "Wardenclyff Projesi"ne desteğin çekilmesi ve kendisini sübvanse edebilecek finansör bulamamasından sonra başlamıştır. Uzaktan kumanda teknolojisinin de mucidi olan Tesla bu yıllarda, görünmez mesafelerden kontrol edilebilen torpidolar yaptığını ama elektrik dalgalarının çok daha yıkıcı olduğunu iddia etmektedir. Bu açıklamalar yüzünden bazı olaylarda Tesla'nın izi aranmaktadır. 1907'de elektrik sıçramasının sebep olduğu bir patlamayla batan Fransız gemisi "Iena" ve 1908'de Sibirya'da bulunan Tunguska nehrini çevreleyen 200-250 bin hektarlık bir ormanın, 10-15 megatonluk bir patlamaya eşdeğer bir patlamanın ardından yanarak yok olması... Bunlar elbette kanıtlanmış değildir ama tam da Tesla'nın her türden yok edici silahı icad ettiğini söylediği yıllara rastlayan sıradışı olaylardır.
Bitmemiş Otobiyografi
Dünyanın belkide en önemli mucitlerinden biri olan Tesla'nın bu tarihlerden sonraki yaşamı çok belirgin değildir. İzole edilmiş bir yaşam sürmüş, basına verilen yıllık doğum günü partilerinde buluşlarının yok edici özelliklerinden bahsederek icatlarına ilgi çekmeye çalışmıştır. Birde 1919 yılında, "Electrical Experimenter" dergisinde bitirmediği bir otobiyografisi yayınlanmaya başlamıştır. Deriginin satışları birden rekor seviyede artmış fakat önerilen çok büyük paralara rağmen yazmaya devam etmemiştir.
Elektrik Vadisi ve Tesla(T) birimi
Tesla'yı anlatabilmek için söylenmesi gereken en önemli şey onun kendi zamanının çok ötesinde olduğudur. Tesla'nın ismi, her ne kadar çok büyük bir değere sahip olduğunun bir göstergesi olarak "manyetik akışın metrik birimi(T)"ne verilmişse ve ismi en önemli fizikçiler ile birlikte Pensivenya eyaletindeki elektrik vadisindeki sokaklardan birinde bulunuyorsa da, zamanla unutturulmuş ve onun teknolojileri üzerine karanlık projeler üretilmeye başlanmış olduğu iddiaları dünyayı kaplamıştır. Soğuk savaş yıllarında her iki tarafın da bu teknolojiyi kullandığı ileri sürülmüş bütün bir nükleer savunma ve saldırı amacını güden "Yıldız Savaşları" projesinde bu teknolojiden yararlanılmıştır. "Ölüm ışınları, ultra düşük dalgalar, çok yüksek frekanslar, atmosferdeki elektrik enerjisinin değerlendirilmesi, atmosfere elektrik dalgaları yayarak bunun dünyanın her yerinden kullanılmasının sağlanması, radyo frekanslarıyla uzaktan kumanda edilebilen bugün kullanılan füzeler, yüzlerce mil etkili bir elektrik kalkanının oluşturularak girmeye cesaret eden düşmanın anında yok edilebilmesi, v.b. bize bugün bile hayali gelebilecek bir çok projenin ardında Nikola Tesla'nın teknolojisinin geniş izlerine rastlanmaktadır. 1930'larda Tesla, söz konusu ölüm ışınını ve kimsenin geçemeyeceği Tesla kalkanının yapılabileceğini açıklamıştır. İnsanlığa bedava enerji sağlama idealiyle yola çıkmış büyük bir mucidin projelerine destek bulabilmek amacıyla zaman içinde savaş teknolojileri üzerine çalışmaya başlaması trajiktir. 1. ve 2. Dünya Savaşlarını yaşamış olan Tesla esasında bir savaş karşıtı olduğunu söylemiştir. Fakat barışın devamlılığı için en güçlü silahların yapılması gerektiğini de ileri sürmüştür.
Tek kabul ettiği yardım: Emekli maaşı
Tesla 1943 yılında 87 yaşında ölmüştür. O güne kadar, biri hariç, geçimi için Westinghouse da dahil olmak üzere zengin arkadaşlarının teklif ettiği hiç bir yardımı kabul etmemiştir. Bu yardımda 1936 yılında ona Yugoslavya tarafından bağlanan emekli aylığıdır. Öldüğünde yanında en sevdiği hayvanlar olan güvercinleri bulunmaktadır.
Amerikan yüksek mahkemesinin kararı: Radyo'nun gerçek mucidi Tesladır. Nikola Tesla'nın adı Amerikan kaynaklı kitaplardan silinmiş de olsa değeri kendi ülkesinde fazlasıyla bilnmektedir ve Belgrad'da adına bir müze kurulmuştur. Ayrıca Westinghouse müzesinde de kendi adına bir bölüm bulunmaktadır. Niagara Şelalelerindeki su türbinlerinin orada da bir heykeli vardır. Ayrıca Amerikan adaletinin en yüksek karar mercii olan "supreme court" 1943 yılında daha önceden Marconi karşısında kaybettiği ve kendi buluşu olan Radyo'nun o güne değin hatalı bir biçimde Marconi'nin ismiyle anılmasını durduracak kararı vermiş ve Radyo'yunun icadının gerçek sahibinin Tesla olduğunu söylemiştir.
Zamanın ötesindeki bilim adamı
Tesla, daha yaşarken efsane bir isim olmuş ve elektriğin tanrısı olarak anılmaya başlamıştır. Elektrikle istediği her şeyi yapabilen bu mucidin 700'ün üzerinde patentli icadına rağmen geniş bir kesim içinse yararlı bir kaç buluşu haricinde tam bir delidir. Adının uzun bir zaman hafızalardan silinmesinin ve sadece çok küçük bir kesim içinde tanınmasının ardında ilginç iddialar yer almaktadır. Tesla'nın kapitalist sistemi çökertebilecek enerji teknolojisinin fazla derinlemesine araştırılması istenmemiştir ayrıca bu teknolojiyle süper güçlerin gizli projeler yürüttüğü iddiaları araştırmaya değerdir. Tesla, New York’taki laboratuarında yaptığı deneylerde bir kaç kilometreden hissedilen bir deprem yaratabilmiş sıra dışı bir muciddir. Yıllar önce kablosuz iletişim de, sadece sesin ya da yazının değil her türden görüntünün aktarılmasının mümkün olduğunu düşünebilen bir kişidir. Dünyanın bütün iletişimini ve en önemlisi de enerji ihtiyacını kablosuz olarak atmosferden ve yerküreden yararlanarak sağlayabileceğini iddia etmiştir. Uzaktan kumanda teknolojisini icat etmiş ve çok büyük kalabalıklar önünde müzesinde de görebileceğiniz ilk uzaktan kumandalı gemi maketini yüzdürmeyi başarmıştır. Üzerinde çalıştığı ve sürekli olarak Hertz dalgalarından çok farklı ve çok çeşitli iletişimlere imkân sağlayan değişik dalga türleri üzerine çalışmıştır. Milyonlarca voltluk elektrik akımlarının her tarafa sıçradığı bir odada sakince kitabını okuyabilecek kadar egemendir elektriğe...
Insan sevgisi en yaratıcı ve en zengin bencilliklerden birisidir. Sizi anlayabilen, söylediklerinizi yorumlayabilen, düşüncülere düşünce katabilen tek zenginlik insandır. Bu zenginliğin bağımlısı olur ve bundan vazgeçemeyiz. Bu sevgi aynı zamanda kuşatıcı bir sevgidir, tanımadığınız insanlara bile sevgiyle yaklaşırız; çünkü insan, gerçek mutluluk kaynağıdır, bizi her şeyden daha mutlu kılan ve diğer mutlulukları da anlamlandıran varlık insandır. Aslında sevgiyle büyüyenler bu mutluluğu yaşayarak yetiştikleri için daha şanslılardır, çünkü bu mutluluğun farkına çok daha önceden varmışlardır. Sevgiden mahrum olarak yetişen insanlar ise belki çok sonraları bu zenginliğin farkına varabiliyorlar. Elbette içerisinde bulunduğumuz çevre de çok önemli... Sonuçta, bir şekilde bazılarımızın bencilliği kuşatıcı bazılarımızın bencilliği ise daha kısır, daha soluk ve daha çok ölüm saçmaktadır...
"Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız. önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?"
"En insani davranış, bir insanin utanılacak duruma düşmesini önlemektir."
"insanın bütün eylemleri kendine yöneliktir;bütün hizmetleri kendine hizmettir,bütün sevgisi kendini sevmesindendir." sözüyle insanın içindeki en temel duygu olan bencilliğimizi nasıl da suratımıza çarpıyor.nietzche okudukça ahlaksal yargılarınızın yargılanma vaktinin geldiğini farkediyor, yüzünüze vurduğu bastırılmış yönlerinizin farkına varıp bunlardan zevk almaya başlıyorsunuz. nietzche sizi kendinizle yüzyüze getirebilecek güce sahip.peki siz buna dayanacak kadar güçlü müsünüz ?
uygun bir gökyüzü bulup parlamalıyım yangın bir aşka atılıp kor olmalıyım mutluluk yürekli olana yakışır ben sevdiysem buna kim karışır
onlar buna dümdüz delilik diyorlar deli kalp sesinin izinde bilmiyorlar yorulmadan hangi tepe aşılır ben sevdiysem buna kim karışır
isteyip de söyleyemediğim çok şey var sen dönmeden uyumam bu gece düşün bi, benden başka gerçeğin mi var sen dönmeden uyumam bu gece sen dön, ben uyumam bu gece...
“Şunları bir araya toplayayım , bir güzel muhabbet edelim” diye düşündüm. Mutfak işinden de anlarım. Donattım sofrayı. Bayağı uğraştım. Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim. Bayağı da para gitti. Birinin yediğini öbürü yemez, ötekinin içtiğini beriki içmez. Dört kişilik sofra kurdum. Mumları da yaktım. Bak hepsi, Erick Satie severdi. Hatırladım. Müziği de ayarladım. Geldiler. 20 yaşında ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben, dördümüz. “Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum. Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim. Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu. Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi. Yatıştırayım dedim. “Sen karışma moruk” dediler. Büyük hır çıktı. Komşular alttan üstten duvarlara vurdular. Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı. Evin de içine ettiler. Bende kabahat. Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine. Ömür dediğin üç gündür,dün geldi, bugün geçti, yarınsa meçhuldür, O halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür..
ObjectSpaces ve diğer O/R Mapping araçları kendi uygulamalarına ve özelliklerine sahiptir. Ama temel olarak hepsi sizin için aynı şeyi yapar. Kısaca Classlarınızın(Business objeleri) Propertylerini ve Attributelerini direk database tablonuzda columnlara , Viewlara haritalamanızı(Map etmek) sağlar. Bu size MSSQL'den ve Stored Procedurelerden kaçmanızı sağlayan bir framework'tur. Bütün datanız veritabanı ve objeler arasında saydam bir şekilde transfer edilir. Bunun anlamı siz sadece iş mantıklarını (Business Logic) yazmaya konsantre olacaksınız, veritabanına erişim kodu yazmayla değil. Classlarınız direk olarak veritabanına bağlı değildir. Böylece Business katmanından SQL cümleleri elenmiş olacak ve veritabanından ve geliştirmeye açık olan şemadan Business katmanını ayırır.
Pekçok O/R MApping araçları objenizi veritabanındaki uygun tabloya map yapmanızı sağlayan editörlerle gelir. Tablolar ve viewlar gibi class propertylerini ve attributtelerini sürükle-bırak tekniğiyle haritalayabilirsiniz(Map etmek).
Böylece, uygulamanızda nezaman O/R Mapping Modeli kullandığınızda, Hiçbirzaman düşük seviyede datalara erişim kodu yazmaya ihtiyacınız yok. Örnek olarak : "UPDATE Kullanici SET Ad='Doğa' WHERE Kullanici_ID = '222'"
Onun yerine bunun gibi bir kod yazacaksınız : Kullanici.Ad = "Doğa"; OR.Save( Kullanici );
Basitçe kendi class'ını O/R sistemine gönderiyorsun. Daha Nesneye yönelik gözüküyor değil mi? Bu O/R araçlarının sizin için yaptığıdır.
Küçük bir uygulamayla O/R model'i açıklayalım. Şuan genel O/R Modelleme konseptini tartışmaktayız herhangi bir O/R Modelleme aracını değil.
Tipik nesneye yönelik programlamada, her veritabanındaki tabloya karşılık bir class'ınız olacak. Basit bir senaryoda, 'Calisan' diye bir veritabanı tablomuz olduğunu farz edelim. Bu tabloya karşılık şöyle bir class yazmalısınız:
public class Calisan { public string Id;
public string Ad; public string Gorev; public string Departman; public string Deneyimleri; }
Şimdi, Tabloyu yansıtan bir classımız var. İlerki adım class'daki attributte'ü tabloda uygun sütun ile haritalamak. Bunun için O/R Mapping aracının sağladığı 'Mapping Editor' ünü kullanacaksınız. Mapping Editor'ü class attributtelerini ve veritabanındaki tablonun sütunlarını gösterir.Class ve tablo arasındaki haritalamayı bitirdikten sonra haritalamayı kaydedebilirsiniz. Pekçok O/R araçları haritalamayı xml dosyası olarak kaydeder.
Uygulamanızı çalıştırdığınızda bu xml haritalama dosyası yüklenir. Veritabanına erişmek için sadece Objelerin datalarını döndüren birkaç metodu çağırmanız gerekir. Sonrasında Insert(), Update() gibi basit metodları objenizi veritabanına kaydetmek için kullanacaksınız. Hiç bir SQL cümlesi ya da Stored Procedure yazmanıza gerek yok. O/R Mapper aracı tablonuz ve class'ınız arasındaki yaratılmış olan haritayı eline alır.
Spencer Platt - ABD Güney Beyrut yıkıntıları arasında gezen genç Lübnanlılar. 15 Ağustos... (Yılın 'En İyi Basın Fotoğrafı', aynı zamanda Günlük Yaşam fotoğrafları kategorisi tek fotoğraf birincisi)
Netbeans'in uzun zamandır beklenen yeni sürümü sessiz sedasız sunuculardaki yerini aldı.
Desteklediği teknolojilere (Ajax, C/C++, Databases, Debugger, Desktop, Editor, GUI Builder, Java EE, Java ME, Java SE, Javascript, Mobile, Profiler, Refactor, REST, Rich Client Platform, Ruby, SOA, SOAP, UML, Web, WSDL , XML) bakılırsa Netbeans her tür geliştiricinin işini kolaylaştıracak nitelikte araçlarla komple bir geliştirme ortamı.
Henüz denemediyseniz şu adresten veya buradan kendinize uygun bir kopya edinebilirsiniz. Evet parasız ve açık kaynak :) DVD olarak parasız olarak adresinize de yollayabiliyorlar talep ederseniz.
DVD içeriği: The full download of NetBeans IDE 6.0 with all packs, Java™ Platform Standard Edition Development Kit (JDK) 6.0 Update 3, the Java Tutorial, and a collection of NetBeans tutorials and screencasts. The Starter Kit DVD contains software distribution files for Windows, Linux, Solaris x86, Solaris SPARC and Mac OS X.
ben geçen ay netbeans 5.5.1 in cdsini sipariş etmiştim 20 gün sonra geldi dünde 6.0 sürümünün dvdsini sipariş ettim bekliyorum bakalım ne zaman elime ulaşıcak içindeki tutorialleri çok merak ediyorum özellikle...