31 Temmuz 2007 Salı

HOTEL RWANDA



Hayatımda izlediğim en iyi film.Yakın zaman Blood Diamond die bi film daha çıktı Hotel Rwanda'yı taklit etmeye çalışmışlar ama yakınından geçememişler. Bu film dünyada yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.Yaşananlar ve kişiler gerçektir.Filmin anlattığı şey Ruanda'da avrupalıların önce halkı aralarında bi fark olmadığı halde iki kabileye ayırması herkesin kimliğinde yazıo kabilesi tutsi veya hutu die sonra bu kabilelerden birini zayıf diğeri güçlü yapması aralarında nefretin oluşmasını sağlaması ve sonra bi tarafa silah(silah dediğim pala oluo uzun satır gibi bişe) sağlayıp diğer tarafı savunmasız bırakarak 1994 yılında 6 Nisan'da başlayan ve 100 gün süren soykırımda 1 milyondan fazla kişinin ölmesini sağlamasıdır ve bu olaya dünyanın seyirci kalmasını anlatıo.


Filmde 2 avrupalı gazetecinin bi diyaloğu var insanlar yollarda doğranırken çekilmiş görüntüleri izlerken diolar bunu:

- sence bu görüntüleri aksam haberlerine yetistirebilir miyiz?
- yetistirsek ne degisecek ki? insanlar “aman allahim ne kadar korkunç” diyerek baska bir kanala geçecekler…

Ayrıntılı bilgi için: www.moleschino.org

IMDB
Ek$isözlük

Trailer:



Filmden bi sahne(BM görevlilerinin otelden yabancı uyrukluları alıp Ruandalıları katliamın ortasında bırakmasını anlatıo)



Hotel Rwanda

Tür : Savaş / Dram
Gösterim Tarihi : 23 Eylül 2005
Yönetmen : Terry George
Senaryo : Keir Pearson , Terry George
Görüntü Yönetmeni : Robert Fraisse
Müzik : Rupert Gregson-Williams , Andrea Guerra
Yapım : 2004, Kanada / İngiltere / G. Afrika Cumhuriyeti , 110 dk.

Oyuncular

Don Cheadle (Paul Rusesabagina) , Sophie Okonedo (Tatiana) , Nick Nolte (Albay Oliver) , Joaquin Phoenix , Cara Seymour (Pat Archer) , Antonio David Lyons (Thomas) , David O'Hara , Mothusi Magano , Desmond Dube

Dünyanın öbür ucundaki bir ülkede, Rwanda'da 1994'de Hutu'larla Tutsi'ler arasında çıkan savaş yüzünden yüzbinlerce insan öldürülür. Sokaklar adeta bir ceset tarlasına dönmüştür. Tüm dünya yaşanan bu insanlık durumuna parmağını bile kıpırdatmazken, bir otel sahibi olan Paul, 1200 kişinin hayatını kurtarmak için inanılmaz bir özveri gösterir ve otelini adeta bir sığınağa çevirir.

Don Cheadle’a filmde sergilediği olağanüstü performans sonucu En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandıran film, gerçek bir insanlık dramı ve gerçek bir kahramanlık hikayesi.

30 Temmuz 2007 Pazartesi

Levi's reklamı

Aşağıdaki resim Endonezya'nın başkenti Jakartada Levi's firmasının Kurban Bayramı için yayınladığı tebrik reklamı.

Not:Resimde ne olduğunu farkedemiyorsanız büyütürek tekrar bakın.

...::: STEWIE:::...



Hayranıyım...

28 Temmuz 2007 Cumartesi

29.07.2007


Bugün irfanların evinde buluştuk beraber zaman geçirdik



Ev sahibi arkadaş bizi gayet güleryüzlü bi şekilde karşıladı...


Ev sahibi arkadaş bana bakarken..


Geçen haftaki karting videosunu izlerken...


Saolsun İrfanın annesi çok güzel şeyler hazırlamış bizim için..


5 minutes later...


Hep beraber...

El Laberinto del fauno

Bence süperötesi bir film her bakımdan.4 Haziran 2007 de Atöleyede On+1cee olarak izlemiştik bu filmi.

3 Oscar sahibi bu film daha 4 ay önce çıkasına rağmen imdb'de top 250'de 43. sırada yer alyor

filmin içinde pan'ın bir sözü var;

-kuralları çiğnedin! artık sen de sıradan bir ölümlü olacaksın! yaşlanacaksın, öleceksin, hatıraların yavaş yavaş yok olacak ve biz de o hatıralarla birlikte yok olacağız..

bu sözlerle bile hayatı özetliyor aslında bu film..gerçekleri yaşarsan unutursun, masalını devam ettir ölümsüz ol..

IMDB
ek$isözlük



Trailer:



On+1cee IBM Laboratuarında El Laberinto del fauno'yu izlerken



El Laberinto del fauno:

Tür : Korku / Fantastik / Dram
Gösterim Tarihi : 6 Nisan 2007
Yönetmen : Guillermo Del Toro
Senaryo : Guillermo Del Toro
Görüntü Yönetmeni : Guillermo Navarro
Müzik : Javier Navarrete
Yapım : 2006, Meksika / İspanya / ABD , 112 dk.

Oyuncular

Ivana Baquero (Ofelia) , Doug Jones (Pan/Pale Man) , Ariadna Gil (Carmen) , Roger Casamajor (Pedro) , Cesar Vea (Serrano) , Sergi López (Captain Vidal) , Maribel Verdú (Mercedes)

1944 yılı İspanya'sında, sivil savaş kargaşası sona ermiş görünse de, Navarra'nın kuzeyindeki dağlık bölgelerde çatışmalar sürmektedir. Kendi hayal dünyasında yaşayan 10 yaşındaki Ofelia, hamile annesi Carmen'le birlikte, Navarra'ya, üvey babası Kaptan Vidal'in yanına gider.

Kaptan Vidal, faşist yönetimin emrinde çalışan ve sınırları isyancılardan temizlemekle görevli bir memurdur. Sert mizacı ve otoriter tavrı nedeniyle üvey babasıyla en ufak bir yakınlık kuramayan Ofelia, bir gün arka bahçelerinde, esrarengiz bir labirent keşfeder. Bu labirentin içinde tanıştığı, gövdesinin yarısı insan yarısı yaratık olan Pan'la yaşayacakları, Ofelia'nın bütün yaşamını değiştirecektir.

Hellboy ve Blade 2'nin yönetmeni Guillermo del Toro'nun son filmi olan Labirent'in, 2006 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye için yarıştığını belirtelim.

27 Temmuz 2007 Cuma

İdil Üner - Güneşim

Çok güzel bir şarkı. Fatih Akının yönettiği Temmuzda filminde geçio bu sahne ayrıca filmi izlemek isteyen varsa Ağustos ayında cnbc-e kanalında yayınlancak haberiniz olsun.

Filmdeki sahne:




Uzun version:




Sözleri:

gunesim ayim sana isik olsun
sicak kumum yoluna acik olsun
oksarim tenini ruzgarlarimla
susuz kaldi sularim dudaklarina

ah o gozlerin
arasin beni izlesin pesime dussun
ah o dudaklarin
gelsin bulsun tatsin ve opsun beni

al bulutlarim sana yatak olsun
yumusacik sessizce üstünü örtsün
atesim askina kivilcim olsun
sonsuz yansin yüreginde hayata doysun

26 Temmuz 2007 Perşembe

Photoshop

Dün yaptığım bikaç tasarım
Not:Kaliteleri düşürülmüş halleridir orjinallerinin boyutları büyük olduğu için koymuyorum.











Photoshop

Ben:

25 Temmuz 2007 Çarşamba

Photoshop

Nisan ayında yaptığım bi wallpaper tasarımı
Not:Arabanın çizimi bana ait değildir

Photoshop

Geçen yaz yaptığım tasarımlar



















24 Temmuz 2007 Salı

Son Kez




Eskiden hayat boş gelirdi ya
Sıkılırdık ya hayattan
Şikayet ederdik ya hep
Mutsuzum derdik ya
Şöyle olsun böyle olsun derdik ya hep
Ağlardık ya en ufak şeylere
Kızardık isyan ederdik ya
Şimdi anlıyorum aslında asıl boşluğun onlar olduğunu
Ne zamandır içimde bir boşlukNedeni belli bir boşluk
Canından bir parçanın kopup gitmesinin acısı bu
Onsuz olmanın acısı
Onu sonsuz yolculuğuna uğurlamış olmanın acısı
İnsan acıları tattıkça olgunlaşıyormuş meğer
Sevdiklerini kaybedince anlıyormuş hayatın ölümlü olduğunu
Hep ölüm bize uzak başkalarına yakın sanırdım bende
Ama gerçekler öyle değilmiş işte
Bir sabah kalktığınızda
Nerden bilebilirsiniz
Can tanenizi kaybetmiş olabileceğinizi
Onsuz bir hayata devam edeceğinizi
Hayatta çok önemli bir şey var
Sevdiklerinin kıymetini hayattalar iken bileceksin
Nerden bilirdim seni son kez gördüğümde
Son görüşmemiz olduğunu
Son kez sana sarıldığımı
Son kez baba dediğimi
Son kez öptüğümü
O güzel yüzüne son kez baktığımı
Kimseler yaşamasın diye yazıyorum
Değerlerini bilsinler sevdiklerinin diye
Onları kaybettiğinizdePişmanlık duymasınlar diye
Son kez şöle yapsaydım demesinler diye
Allah kimseyi sevdiklerinden ayırmasın
Beni de geri kalan canlarımdan ayırmasın!

23 Temmuz 2007 Pazartesi

Büyümek istemiomuş...


Büyümek istemiyorum, annem babam yaşlanır...


Human Zoo




Kız çok doğru sölüo bence

Photoshop

Bu gece biraz photoshopa bakiim dedim azcık uğraştım çok sıcaktı dayanamadım yattım sonra ama merak etmeyin devamı gelcek(bunları gece zifiri karanlıkta yaptığım için baya karanlık olmuş gündüz gözüyle bakınca pek belli olmuo ayrıntılar büyük haline bakarak veya pcye kaydedip aydınlatarak ayrıntıları daha ii inceleyebilirsiniz)

Normal halim(Aslında normal deil normalde sakal bırakmam zaten dün kestim hepsini):



Ps'li halim 01:



Ps'li halim 02:



Ps'li halim 03:



Ps'li halim 04:

Léon The Professional Soundtrack ( Sting - Shape of my heart )

Dünyanın en iyi 50 filmi arasına giren filmin, dünyanın en iyi soundtrackleri arasına giren soundtracki Sting çok içten sölemiş ayrıca filmde çok kaliteli yakın zamanda izlicem.

IMDB:Léon The Professional




Sting - Shape of my heart


He deals the cards as a meditation
Kağıtları bir meditasyon olarak dağıtıyor

And those he plays never suspect
Ve onlarla oynarken hiç şüphe etmiyor

He doesn't play for the money he wins
Kazandığı para için oynamıyor

He doesn't play for the respect
Saygı için oynamıyor

He deals the cards to find the answer
Kartları cevabı bulmak için dağıtıyor

The sacred geometry of chance
Şansın kutsal geometrisi

The hidden law of probable outcome
Muhtemel sonucun gizli kanunu

The numbers lead a dance
Sayılar bir dansa öncülük ediyor

I know that the spades are the swords of a soldier
Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları

I know that the clubs are weapons of war
Biliyorum ki sinekler savaş silahları

I know that diamonds mean money for this art
Biliyorum ki karolar bu sanat için para demek

But that's not the shape of my heart
Ama hiçbiri kalbimin şekli değil

He may play the jack of diamonds
Karo valesini oynayabilir

He may lay the queen of spades
Maça kızını serebilir

He may conceal a king in his hand
Elinde bir papaz gizleyebilir

While the memory of it fades
Onun hatırası solarken

I know that the spades are the swords of a soldier
Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları

I know that the clubs are weapons of war
Biliyorum ki sinekler savaş silahları

I know that diamonds mean money for this art
Biliyorum ki karolar bu sanat için para demek

But that's not the shape of my heart
Ama hiçbiri kalbimin şekli değil

That's not the shape, the shape of my heart
Hiçbiri kalbimin şekli, kalbimin şekli değil

And if I told you that I loved you
Ve eğer sana seni sevdiğimi söyleseydim

You'd maybe think there's something wrong
Birşeylerin ters gittiğini düşünebilirdin

I'm not a man of too many faces
Ben çok yüzü olan biri değilim

The mask I wear is one
Takdığım maske bir tanedir

Those who speak know nothing
Konuşanlar hiçbir şey bilmiyor

And find out to their cost
Ve hayatları pahasına öğreniyorlar

Like those who curse their luck in too many places
Çok fazla yerde şanslarını lanetleyenler gibi

And those who fear are lost
Ve korkanlar kayıp şimdi

I know that the spades are the swords of a soldier
Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları

I know that the clubs are weapons of war
Biliyorum ki sinekler savaş silahları

I know that diamonds mean money for this art
Biliyorum ki karolar bu sanat için para demek

But that's not the shape of my heart
Ama hiçbiri kalbimin şekli değil

That's not the shape, the shape of my heart
Hiçbiri kalbimin şekli, kalbimin şekli değil

22 Temmuz 2007 Pazar

Yaşam



Dik bir yokuş hayat,başında azrailliyle bekleyen
azrail melekten korkma! o bir emri yerine getiren...


Tutamıyorum zamanı.....




Acımasızca geçip giden zamandan geriye kalan sadece yanlızlıklarımız

Emiliana Torrini - if you go away

Beğendiğim bi şarkı.Eski bir şarkıdır birçok ünlü sanatçı tarafından yorumlanmıştır.
Ben en çok Emiliana Torrini'nin yorumunu beğeniyorum.Çok duygusal söylüyor.

Orjinal hali(şarkının orjinal halinin çaldığı daha düzgün bi video bulamadım malesef):



Live Performance:



If you go away(ENG)


if you go away
on this summer's day
then you might as well take the sun away
all the birds that flew in the summer sky
when our love was new
and our hearts were high
and the day was young
and the nights were long
the trees stood still for the night birds song

if you go away
if you go away
if you go away

and if you stay
i'll make you a day
like no day has been
or will be again
i'll sail on the sun
i'll ride on the rain
i'll talk to the trees
and i'll worship the wind
but if you go
i'll understand
leave me just enough love
to fill up my hand

if you go away
if you go away
if you go away

if you go away
as i know you will
you must tell the world to stop turning , turning
til you return again
if you ever do
for what good is love
without loving you
let me tell you now
as you turn to go
i'll be dying slowly
til your next hello

if you go away
if you go away
if you go away

but if you stay,
i'll make you a night
like no night has been
or will be again
i'll sail on you smile
i'll ride on your touch
oh, i'll talk to your eyes
how i love them so much
but if you go
i won't cry
for the good is gone
in the word "goodbye"

if you go away
please don't go away
please don't go away

please don't leave me
i won't cry anymore
i won't talk anymore
i'll hide in your room
and i'll watch you
as you dance and you smile
and i'll listen a while
as you sing and you laugh
please let me become
the shadow of your shadow
the shadow of your hand
the shadow of your glass
on this shadow of a man

please don't leave me
please stay
please don't go away

and if you stay
i'll make you a day
like no day has been
or will be again
i'll sail on the sun
i'll ride on the rain
i'll talk to the trees
and i'll worship the wind
but if you go
i'll understand
leave me just enough love
to fill up my hand

if you go away
please don't go away
please don't go away


If you go away(TR)

eğer gidersen, bu yaz gününde
o zaman güneşi de götürebilirsin
güneşli gökyüzünde uçan bütün kuşları
aşkımız yeni, ve kalplerimiz yüksekteyken
gün gençken, gece uzunken
ve ay yerinde dururken, gece kuşunun şarkısını beklerken
eger gidersen, eger gidersen, eger gidersen
ama kalırsan, bügünü öyle yaşatırım ki
daha önce hiç bir günün olmadıgı, ve asla olamayacagı gibi
güneşe yelken açarız, yagmura bineriz,
ağaçlarla konuşur ve rüzgara taparız
eger gidersen, anlarım
bana elimi dolduracak kadarını bırak yeter
eger gidersen, eger gidersen, eger gidersen
eger gidersen, gideceğini biliyorum ya, dünyaya durmasını söylemelisin
sen dönene dek, eger gelirsen,
zaten aşk ne işe yarar ki seni sevmedikten sonra
sana söyleyebilir miyim şimdi, sen arkanı dönerken
ben yavaşça öleceğim, bir sonraki merhabaya kadar
eger gidersen, eger gidersen, eger gidersen
ama eger kalırsan, sana öyle bir gece yaşatırım ki,
daha önce hiç bir gecenin olmadıgı, ve asla olamayacagı gibi
gülümsemene yelken açarım, dokunuşuna binerim,
gözlerine söylerim, seni ne kadar sevdiğimi
ama eger gidersen, hayır, aglamam
çünkü "elveda" sözcügünden bütün iyilik silinmiştir
eger gidersen, eger gidersen, eger gidersen
eger gidersen, gideceğini biliyorum ya,
kalmayacak birşey dünyada güvenecek
sadece boş bir orda, içi boşlukla dolu
yüzündeki boş bakış gibi
gölgenin gölgesi olurdum
seni benim yanımda tutabileceğini düşünseydim
eger gidersen, eger gidersen, eger gidersen

21 Temmuz 2007 Cumartesi

Yaşam



yalan, tohumdur.
bire kırk verir.
verdiği kırkın her biri
bir tohumdur ki
o da bire kırk verir.

bilgi de tohumdur.
bire yüz verir.
verdiği yüzün her biri
bir tohumdur ki;
sana bilgelik, torunlarına da ilham verir.

zeka, sudur.
tohumları yeşertir.
yalanı da, bilgiyi de...

yetenek, topraktır.
ne ekersen onu biçersin.
ekmezsen üzerinde ayrık otları biter.

emek, güneştir.
tohuma da suya da toprağa da hayat verir.

kader, çadırındaki kilim gibidir.
sen dokursun.
deseni sendendir, renkleri allah'tan.

şans, doğal gübredir.
boktan bir şeydir yani.
ne zaman nereye düşeceği belli olmaz.
kilimine düşerse kirletir, desenini değiştirir. her şeyi bombok eder.
oysa toprağına düşerse besler.

Anathema - Regret

Bu şarkıyı hiç aralıksız saatlerce dinledim 1,5 haftadır.Dünyanın en karamsar parçalarından biri müzik ve sözleri çok uyumlu.Beni acaip etkilio bu şarkı klibi izleyin bakalım sizde ne etki oluşturcak.(Klipten pek anlam çıkaramadım ilk izlediğimde knight videosu filan zannettim zaten ama şarkı süperötesi...)



ANATHEMA - REGRET

As I drift away... far away from you,
Senden uzağa, sürüklenirken...

I feel all alone in a crowded room,
Kalabalık bir odada, kendimi tamamen yalnız hissediyorum...

Thinking to myself
Kendi halimi düşününce...

"There's no escape from this
"Bu döngüden kaçışım yok...

fear
...korku...

regret
...pişmanlık...

loneliness..."
...ve yalnızlıktan."

Visions of love and hate
Âşk ve nefretin tasavvuru...

A collage behind my eyes
Benim gözlerimden bakınca sadece bir kolaj...

Remnants of dying laughter
Sönen kahkaların kırıntıları...

Echoes of silent cries
Sessiz ağlayışların yankıları...


I wish I didn't know now that
Şu an bundan bihaber olmayı dilerdim...

I never knew then...
Hiç bilmemeyi..

Flashback
Geri dönüşler...

Memories punish me once again
Anılar beni bir kez daha cezalandırıyor...

Sometimes I remember all the pain
Bazen çektiğim tüm acıları...

that I have seen.
Bir bir hatırlarım...

Sometimes I wonder what might
Bazen de merak ederim...

have been...
Halimin ne olabileceğini...


Visions of love and hate
Âşk ve nefretin tasavvuru...

A collage behind my eyes
Benim gözlerimden bakınca sadece bir kolaj...

Remnants of dying laughter
Sönen kahkaların kırıntıları...

Echoes of silent cries
Sessiz ağlayışların yankıları...


And sometimes I despair
Kimi zaman oluyor, ümidimi yitiriyorum...

At who I've become
Meydana geldiğim bu insandan...

I have to come to terms
Artık kabullenmem gerekiyor...

With what I've done
Yaptıklarımı...


The bittersweet taste of fate
Kaderin acı tatlı tadı...

We can't outrun the past
Geçmişimizden kaçamayız...

Destined to find an answer
Bir cevap bulmak bizim yazgımız...

A strength I never lost
Hiç kaybetmediğim bir güç...

I know there is a way,
Bir yolu olduğunu biliyorum...

My future is not set,
Geleceğim bir muamma...

For the tide has turned
Gelgitler devir ediyorlar...

But still I never learned to live
Ama ben hâlâ nasıl yaşanacağını öğrenmiş değilim...

without regret.
Pişmanlık duymadan...

buda farklı bi çevirisi

senden uzaklara, çok uzaklara sürüklenirken
kalabalık bir odada yapayalnız hissediyorum
düşünüyorum kendi kendime:
“kaçış yok bu korku, pişmanlık ve yalnızlıktan…”
aşk ve nefret düşleri
hep gözlerimde duruyor
ölen bir kahkahanın son nefesi
sessiz çığlıkların yankıları...

o zaman bilmediğim şeyi
şimdi de bilmeseydim keşke…

dönüp bakıyorum geriye,
hatıralar yine cezalandırıyor beni
bazen gördüğüm bütün acıları hatırlıyorum
bazen nasıl olabilirdi, merak ediyorum.
ve bazen umutsuzca bakıyorum kendi kendime
nasıl birine dönüştüm ben?
yaptıklarımı kabullenmek zorundayım

kaderin kekremsi tadını,
ve geçmişi geride bırakamayız ki.
hiç kaybetmediğim bir güç var içimde,
o cevabı bulmaya adadığım

biliyorum, bir yol var bir yerlerde
geleceğim hala belirsiz,
vakit doldu
ve ben hala,
öğrenemedim yaşamayı keşke’siz.

Gökhan Türkmen - Büyük İnsan

Güzel bi şarkı...




Gökhan Türkmen - Büyük İnsan(Susma)

At, savur at sevdayı bir yere fırlat
Bitti sayıp acıyı kaldır öyle yat
Sor, herkese sor acılar unutuluyor
Ağlayınca gözlerinden silinmiyor
Aşk her defasında bak bulunuyor
Bırakırım zamanı öyle biraz da
Sen olmadan da yine geçer nasılsa
Hatırla bunları sakın unutma
Diyordun ama o zaman gülüyordun
Yanımdaydın, canımdaydın
Şimdi nasıl geçer bu ömür?

Susma söyle nasıl yaşar böyle insan!
Susma konuş, hadi anlat büyük insan!
Söyle bir aşk mı çare olurdu zaman mı ?
Böyle kaldırıp atardık ya sevdayı!

Susma söyle nasıl yapar bunu insan?
Susma nasıldı anlat hadi ayrılırsam!
Söyle hayat mı çare bulurdu kendin mi?
Böyle büyük aşklar böyle mi biterdi?

At, silip at aşkları bir yere fırlat
Bitti say ki derdini kaldır öyle yat
Sor, ne olur sor sen benden ayrılırsan
Ne olur düşümde bir ömrü durdursan
Aşk her defasında bende ararsam
Bırakırım kendimi öyle biraz da
Sen olmadan da ben yaşarım nasılsa
Hatırla bunları sakın unutma
Diyordun ama o zaman gülüyordun
Yanımdaydın, canımdaydın
Şimdi nasıl geçer bu ömür?

Susma söyle nasıl yaşar böyle insan!
Susma konuş hadi anlat büyük insan!
Söyle bir aşk mı çare olurdu zaman mı böyle?
Kaldırıp atardık ya sevdayı!

Susma söyle nasıl yapar bunu insan
Susma nasıldır anlat hadi ayrılırsam
Söyle hayat mı çare bulurdu kendin mi böyle
Büyük aşklar böyle mi biterdi

Susma hani aşk insanı zaten bulurdu?
Susma hani yıllar aşka çare olurdu?
Söyle yıllar mı daha hızlı bir kurşun mu?
Böyle sensiz her gün biraz yokoluşum mu?

The Eagles - Hotel California

Hayatımda çok önemli yeri olan bir eserdir.
Yaşadığım en mutlu ve en kötü anlarda bu şarkı çalıyordu hep.
Bu şarkı tüm zamanların en eskimeyen şarkısıdır, gitarın ağladığı ve
kimsenin sözlerinin gerçek anlamını bilmediği bir şarkıdır.

Akustik version:



Orjinal version:




Hotel California

On a dark desert highway, cool wind in my hair
Warm smell of colitas, rising up through the air
Up ahead in the distance, I saw a shimmering light
My head grew heavy and my sight grew dim
I had to stop for the night
There she stood in the doorway;
I heard the mission bell
And I was thinking to myself,
`This could be Heaven or this could be Hell`
Then she lit up a candle and she showed me the way
There were voices down the corridor,
I thought I heard them say...

Welcome to the Hotel California
Such a lovely place
Such a lovely face
Plenty of room at the Hotel California
Any time of year, you can find it here

Her mind is Tiffany-twisted, she got the Mercedes bends
She got a lot of pretty, pretty boys, that she calls friends
How they dance in the courtyard, sweet summer sweat.
Some dance to remember, some dance to forget

So I called up the Captain,
`Please bring me my wine`
He said,`We haven`t had that spirit here since nineteen sixty nine`
And still those voices are calling from far away,
Wake you up in the middle of the night
Just to hear them say...

Welcome to the Hotel California
Such a lovely place
Such a lovely face
They livin` it up at the Hotel California
What a nice surprise, bring your alibis

Mirrors on the ceiling,
The pink champagne on ice
And she said `We are all just prisoners here, of our own device`
And in the master`s chambers,
They gathered for the feast
They stab it with their steely knives,
But they just can`t kill the beast

Last thing I remember, I was
Running for the door
I had to find the passage back
To the place I was before
`Relax,`said the night man,
We are programmed to receive.
You can checkout any time you like,
but you can never leave!

20 Temmuz 2007 Cuma

merhaba

Herkese merhaba,


Dedim herkesin blogu var benim nie yok bende açayım bi tane.Bu blogda sizinle paylaşmak istediğim fotoğraflar/resimler, şarkı sözleri, klipler, filmler, alıntılar, güzel sözler ve makaleleri
yayınlayacağım.
Belki yan tarafa bi mp3 player ve cboxta döşerim.
Yorumlarınızı esirgemeyin.