31 Ocak 2008 Perşembe

Nev - Susma

Veda...

Ne zaman sevmeye kalksam hayatı,

Ne zaman gülse yüzüm.

Mıknatıs misali çekiyor veda,

Veda ki ölümün diğer adı.

Ölüm ki yalnızlığımın başlangıcı.....



29 Ocak 2008 Salı

Illustrator & Photoshop



Aslında bu tasarımımı haftaya yayınlayacaktım yani eğer yarışmaya katılsaydım başvuru tarihi geçtikten sonra yayınlayacaktım ama matbaaya gittiğimde 50x70cm formatında basmak için 50 ytl istedikleri zaman yarışmaya katılmaktan vazgeçtim aslında istesem ücretsiz olarak bastırabilirdim matbaanın eski müdürünü tanıodum o demişti zaten benim adımı söle arkadaşlar yardımcı olurlar diye ama ben torpilden pek haz etmediğim için bastırmadım yinede az bi para değil sonuçta 50 ytl ve full siyah tasarım.Bende buraya watermarksız bir şekilde koymaya karar verdim bu yüzden.

Heroes: Volume 3: Villains Sneak Peek

28 Ocak 2008 Pazartesi

Pushing Daisies




Hikayemiz fantastik öğeler içeren bir drama.Kahramanımız küçük yaşta sahip olduğu yeteneğini keşfediyor.Kaza sonucu ölen köpeğini bir dokunuşla yeniden hayata döndürüyor.Annesi aniden mutfakta ölüyor.Sahip olduğunu yeteniğin farkında olan kahramanımız annesini de hayatta döndürüyor.Ama bir problem var.Annesi hayataa dönmüştü ama aşık olduğu kızın babası aniden ölmüştü.Biri hayata dönerken diğeri ölmek zorunda.Tek problem bu da değil,canlandırdığı kişi sürekli yaşayamıyor,belli aralıklarda kahramanımızın dokunması gerekiyor.Bu yetenekle annesini hep canlı tuttuyor ve yıllar geçiyor aradan.Bir polis memuru kahramanımızın yeteneğini keşfediyor ve yardım istiyor.Öldürülenleri kısa süreliğine canlandırıp katilin ismini öğreniyorlar.Yine bir gün bir ölüyü kısa süreliğine canlandırıp katilin ismini öğrenmek için ölünün yanına giderlerken,kurbanın kahramanızın çocukluk aşkı olduğu ortaya çıkıyor.Kahramanımız kendini tutamadan annesine yaptığını yapıp aşkını canlandırıyor.Ve olaylar karışıyor.

Bıçak Sırtı

Bıçak Sırtı, izlediğim en kaliteli Türk dizilerinden biri.Geçen haftaki bölümünü izlerken bir konuşma geçti bu konuşma bana mutluluktan saatlerce kendi kendime sırıttığım birazda gözlerimin ıslandığı bir günü hatırlattı.Selim Reşat ve müstakbel yeni eşi arasında geçen konuşmadan önce, Osmanlı soyundan gelen Selim Reşatın eski eşi, Selim Reşat'ın müstakbel yeni eşine Selim Reşat'ın çapkınlıklarını anlatır. Daha sonra müstakbel yeni eş Selim Reşattan hesap sormaya başlar.Konuşmada Selim Reşat'a, eski eşinin bahsettiği Sevda hanımı sorar.

mye:müstakbel yeni eş
sr:selim reşat

mye: kim bu Sevda Hanım daha bilmediğim başkalarıda var mı?
sr: nereye saldıracağını şaşırdı bu kadın(eski eşine diyor)
mye: (gayet kıskanç bir şekilde)anlatcak mısınız?
sr: (mayışık bir sırıtma eşliğinde)anlatırım ama izin verin şu kıskanır bakışlarınızın tadını çıkarıyım...çünkü bir ömre bedel...biliyorsunuz vaktim dar boş şeylerle uğraşmak istemem sonra konuşuruz(SR yakın zamanda gidicidir)


Bu konuşma belki bazılarına çok anlamsız gelebilir ama beni ağlattı diyebilirim.Dünyadaki en güzel duygulardan biridir kıskanılmak, aşık olduğunuz insanın sizi kıskandığı için bilgisayarınızdaki beyonce klibini sildirmesi gibi...

Cahillik=Mutluluk

Fotoğraf makineleri ile ilgili bir forumda gezerken gördüğüm bir mesaj.Arkadaş, yeni çıkan bir fotoğraf makinesinde üretici firmanın tüketici ihtiyaçları doğrultusunda ticari düşünerek yeni çıkan ürünün çekim kalitesini arttıracak özellikleri yükseltmek yerine megapixelini yükselterek tüketicinin gözünü boyamasıyla ilgili bir konuda fikrini beyan ediyor.

"PuffFF bazen hiç birşeyden anlamasak megapikseline bakıp bi camera alsak 5 sene kullansak daha mı iyi olurdu diyorum anlıyoruzda noluyor aldıgımız alacagımız hicbişeyden memnun degiliz Hayat kısa bea..!! "

"Cahillik=Mutluluk(;"

26 Ocak 2008 Cumartesi

Masal (El Laberinto del fauno)

Evvel zaman içinde kederli ve uzak bir ülkede sert ve kara taşlardan oluşmuş kocaman bir dağ varmış.Günbatımında, dağın tepesinde, onu yerinden koparana ölümsüzlük veren bir gül açarmış.Ama kimse yanına dahi yaklaşmaya cesaret edemezmiş.Çünkü dikenleri ölümcül bir zehirle doluymuş.İnsanlar kendi aralarında ölüm korkusundan, acıdan söz eder ama vaad edilen ebedi yaşamdan kimse bahsetmezmiş.Böylece gül mirasını kimseye yadigar bırakamadan her geçen gün solmaya devam edermiş.Hem de o unutulmuş soğuk ve karanlık dağın tepesinde sonsuza kadar tek başına...

Bana çok anlamlı geldi bu masal.Aynı filmde şöle bir diyalogda geçiyor.

Pan:Başarısız oldun artık geri dönemezsin!
Ofelia:Ama kazara oldu!
Pan:Artık geri dönemezsin!Dolunaya üç gün kaldı.
Ruhun sonsuza kadar insanlarla kalacak!
Onlar gibi yaşlanacak, onlar gibi öleceksin!
Ve anıların zaman içinde kaybolacak!
Biz de anılarınla birlikte yitip gideceğiz!
Bir daha bizi asla göremeyeceksin!

Cranberries - Linger



if you, if you could return
don't let it burn, don't let it fade
i'm sure i'm not being rude
but it's just your attitude
it's tearing me apart, it's ruining everyday
i swore
i swore i would be true
and honey so did you
so why were you holding her hand? is that the way we stand?
were you lyin all the time? was it just a game to you?
but i'm in so deep
you know i'm such a fool for you.. you've got me wrapped around your finger
do you have to let it linger?
do you have to
do you have to let it linger?
oh i thought the world of you
i thought nothing could go wrong, but i was wrong
i was wrong
if you, if you could get far trying not to lie
things wouldn't be so confused
and i wouldn't feel so used
but you always really knew..i just wanna be with you
and i'm in so deep
you know i'm such a fool for you
you've got me wrapped around your finger
do you have to let it linger?
do you have to
do you have to
do you have to let it linger?....

25 Ocak 2008 Cuma

Osmanlı Cumhuriyeti



Bill Gates'in son iş günü



Bill Gates Temmuz 2008'de Microsofttaki görevinden ayrılıyor bunun için Bill Gates’in son iş günü nasıl olurdu diye bir video hazırlanmış.

Videodaki ünlüler:

Steve Ballmer
Matthew McConaughey
Jay Z
Bono
Steven Spielberg
Napoleone Dynamite
George Clooney
Hillary Clinton
Al Gore
ve ünlü yazılım geliştiriciler...

A.R.O.G



Ben gorayı hiç beğenmemiştim en fazla 5 dk dayanabilmiştim inşallah bu film onun gibi olmaz.

Rjd2 - Work It Out



İlginç bir klip...

24 Ocak 2008 Perşembe

Poloroid - So Damn Beautiful(Nip/Tuck Soundtrack)




what do you think of me
are you quite proud of this make believe
curtain that hangs around everything
you can admired in that girl
she's so damn beautiful

you will see me rise again
you will feel me fly again
you're so wonderful
and i will be there by your side

i see before the race you've won
and jump ahead to find
you're so damn beautiful
i see before the race you've won
and jump ahead to find
you're so damn beautiful

what do you see in me
are your quite proud of this make believe
feeling that hangs around everything
you once admired in that girl
you're so damn beautiful

i will see you rise again
and i will feel you fly again
you're so wonderful
i will be there by your side
you're so wonderful
i will be there by your side

i see before the race you've won
and jump ahead to find
you're so damn beautiful
i see before the race you've won
and jump ahead to find
you're so damn beautiful

what do you think of me
are you quite proud of this make believe
curtain that hangs around
everything you can admired in that girl
she's so damn beautiful




nip-tuck ın nanette babcock bölümünde olabilecek en akıllara kazınıcı görüntüler eşliğinde çalınan guzellige ofke şarkısı. güzellik öfke yaratabilir evet, ama lisede hayran olduğu adamın boşandığını duyunca pek yakında gerçekleşecek mezunlar toplantısında kendisini fark etsin diye estetik cerrahlara koşan, gercekci beklentileri olmadığı için reddedilen, bütün duvarları ordan burdan kesilmiş bikinili kadın resimlerinden kusursuzluğun, guzelligin lanetinin yayıldığı odasında zayiflama bisikleti üstünde, duvardaki rol modellerine/düşmanlarına hırsla bakarak terleyen, bütün umutları tükenince ağzına sıktığı kurşunla hayatına son veren nanette in hikayesindeki kadar derin anlatılamaz kolay kolay. ağzına sıktığı kurşunla dağılan kanlar üzerlerine sıçrarken duvardaki kadınlar "lanet olasi guzellikleriyle" gülümsemeye devam ederler bulundukları resimlerden..


“"Beauty is a curse on the world."” The Carver

22 Ocak 2008 Salı

Gary Jules - Mad World (Donnie Darko Soundtrack)



Youtube'un yasağı kalkınca izlersiniz (videonun linki: http://www.youtube.com/watch?v=4N3N1MlvVc4 farklı dnsden bağlananlar veya yönlendirici sitelerden girenler için)

Bu şarkıyı sokakta dinlediğimde herşeyin slow motion moduna geçtiği hissine kapılıyorum.


Türkçe çeviri(1):

her tarafımda benzer yüzler,
eskimiş yerler, eskimiş yüzler,
parlak ve erkenciler günlük yarışları için,
hiçbir yere gitmiyorlar, hiçbir yere gitmiyorlar.

ve gözyaşları bardaklarını dolduruyor,
yüz ifadesi yok, yüz ifadesi yok,
kafamı sakla, hüznümü boğmak istiyorum,
yarın yok, yarın yok.

ve bunu biraz komik buluyorum,
biraz kederli,
içinde öldüğüm rüyalar
sahip olduklarımın en iyileri

sana söylemeyi çok zor buluyorum,
çünkü bunu çok zor kaldırıyorum,
insanlar daireler çizerek koştuğunda
bu çok, çok (bir)
çılgın dünya, çılgın dünya, çılgın dünya, çılgın dünya.

iyi hissettikleri günü bekleyen çocuklar,
iyi ki doğdunuz, iyi ki doğdunuz,
her çocuğun hissetmesi gerektiği gibi hissetmeye,
otur ve dinle, otur ve dinle.
okula gittim ve çok gergindim,
kimse tanımıyordu beni, kimse tanımıyordu beni,
merhaba öğretmenim, dersimin ne olduğunu söyleyin;
içimi okuyun, içimi okuyun.


Türkçe çeviri(2):

ne tarafa baksam tanıdık yüzler
yıpranmış mekanlar bezgin bekirler
bir yarışa kalkmışlar, sabahın köründe
ödül hiçlik, kazanan olsa bile

gözyaşları kadehlerden taşacak
onlarsa put kesilmiş, ölü gibi
başım eğik, boğmak isterken kederimi
olmayan geleceğim karşıma çıkacak

bir yönüyle komiğime gidiyor
içim parçalanıyor öte yandan
bazen rüyamda bedenim ölüyor
artık medet umamam ki uykudan

söylemeye dilim varmıyor ama
- zoruma gidiyor, budur nedeni -
insanlar turlarken garip çemberi
çıldıracak gibi oluyor dünya

gelsin diye çocuklar, keyifleri
yaşgününü hasretle beklemekte
hissetmesi şart onun da her çocuk gibi
otur da anlatacağımı dinle

okulla tanıştım, heyecanlıydım
bilindik değildim hiç kimselere
hocam söyle bundan ne ders çıkardım
bak içime doğru, en derinlere


Türkçe çeviri(3):

"etrafımda hep tanıdık yüzler,
yıpranmış yerler, yıpranmış yüzler,
aydınlık ve erken bir gün yarışları için,
hiç bir yere gitmezler,

gözyaşları gözlüklerine dolar,
ifade yok, ruhlar yok,
çevirdim kafamı, kederimde boğulmaya,
yarın yok, yarın yok,

bir tür eğlence buldum bunu,
bir tür keder, üzüntü,
içinde öldüğüm rüyalar,
en iyileriydi, şimdiye kadar,

sana söylemek zordu bunu,
hem, üstlenmek zordu,
daireler içinde döner insanlar,
buradalar,
deli dünyada, deli dünyadalar,

çocuklar bekliyorlar güzel günleri,
"mutlu yıllar", "iyi ki doğdun",
her çocuk anlıyor, "oturup dinlemeyi",
"oturup dinlemeyi",

okula gittiğimde ürkektim,
kimse bilmedi beni,
"- öğretmenim, söyle bana ödevimi!"
gör beni, gör yüreğimi!"

bir tür eğlence buldum bunu,
bir tür keder, üzüntü,
içinde öldüğüm rüyalar,
en iyileriydi, şimdiye kadar,

sana söylemek zordu bunu,
hem, üstlenmek zordu,
daireler içinde döner insanlar,
buradalar,
deli dünyada, deli dünyadalar."


Orjinal:

all around me are familiar faces,
worn out places, worn out faces,
bright and early for their daily races
going nowhere, going nowhere,

and their tears are filling up their glasses,
no expression, no expression,
hide my head, i want to drown my sorrow,
no tomorrow, no tomorrow,

and i find it kind of funny,
i find it kind of sad,
the dreams in which i'm dying
are the best i've ever had.

i find it hard to tell you,
cause i find it hard to take,
when people run in circles,
it's a very, very
mad world mad world mad world mad world

children waiting for the day they feel good,
happy birthday, happy birthday,
made to feel the way that every child should
sit and listen, sit and listen.
went to school and i was very nervous,
no one knew me, no one knew me,
hello teacher, tell me what's my lesson,
look right through me, look right through me

19 Ocak 2008 Cumartesi

The Fountain



Tür : Dram / Bilim Kurgu
Gösterim Tarihi : 11 Mayıs 2007
Yönetmen : Darren Aronofsky
Senaryo : Darren Aronofsky , Ari Handel
Görüntü Yönetmeni : Matthew Libatique
Müzik : Clint Mansell
Yapım : 2006, ABD , 96 dk.

Oyuncular

Hugh Jackman (Tom Verde) , Rachel Weisz (Izzi) , Mark Margolis (Rahip Avila) , Jamie Isaac Conde (Denevi Vicks) , Sean Patrick Thomas , Ellen Burstyn (Lilian) , Alexander Bisping (Del Toro) , Cliff Curtis , Sean Gullette , Donna Murphy , Ethan Suplee

16., 21., ve 26. yüzyılda geçen hikaye, ölümsüzlüğü ve buna bağlı olarak da aşkı arayışın hikayesi. 1500'lerde yaşayan İspanyol keşif Tomas, bütün hayatını etkileyecek önemli bir misyonla görevlendirilmiştir. Kraliçe'nin, ölümsüzlüğün kaynağı olduğuna inandığı ağacı bulacak ve bu sayede, yüzyıllardır insanoğlunun peşinden koştuğu sonsuz yaşam amacına ulaşılmış olacaktır. Bu uğurda yola çıkan Tomas için yüzyıllarca sürecek bir yolculuk başlayacaktır.

2000'lere gelindiğinde aynı Tomas'ı, sevdiği kadının iyileşmesi için amansız bir hastalığa karşı mücedele ederken görürüz; 2500'lerdeyse uzayda bir balonun içinde tek başına bir boşlukta yaşamaktadır.

İnsanoğlunun varoluşundan beri ölümle olan mücadelesi tüm hızıyla devam ediyor ve Pi, Requiem for a Dream gibi filmleri ile bizi sinemasına hayran bırakmış yönetmen Daren Aronofsky, şimdi de kamerasını, bu tükenmeyen mücadeleye çeviriyor.

---

Memento ve Donnie Darko gibi filmleri anlamakta pek zorlanmamış biri olarak şimdiye kadar izlediğim filmler arasında anlamakta en çok zorluk çektiğim film The Fountain.The Fountain anlamakta en çok zorlandığım film olmasının yanında sinemada izleyemediğim için en çok üzüldüğüm filmdir.Requiem for a Dreamdeki macro çekimler bu filmdede var gerçekten çok etkileyici çekimler bunlar. The Fountain, Hugh Jackmanın Rachel Weisz'i sarılıp kokladığı sahneler için bile izlenmeye değer çünkü o sahneleri öyle bir etkileyici ve gerçekçi yapmışlarki Clint Mansell'in yaptığı harika müzikler eşliğinde sinemada izleme şansını kaçırdığım için gerçekten üzüldüm bu arada filmin müzikleri Clint Manselle ait aslında onun yaptığı Lux Aeterna adlı soundtracki herkes tanıodur ama adını bilmez aynı zamanda LOTR:Two Towers ve Requiem for a Dream'in de Soundtrackidir herkes bu müziği ana haber bültenlerinde gösterilen üçüncü sayfa haberlerini izlerken dinler.The Fountain Soundtrack albümünde en sevdiğim parçalar; Stay with me, First snow, Together we will live forever, the last man, Tree of life, Death is a road to awe ve death is a disease.Youtube'a koyulan yasak kalktığında fragman ve birkaç soundtrackide bloguma ekleyeceğim.Bu filmi sevmemdeki en büyük etken ise yazın bu filmi ilk kez izlerken benim için çok önemli bir olayın meydana gelmesidir...

Fragman:

18 Ocak 2008 Cuma

...

...

I'll love you forever

Düşmanın yalnızca tükenen zaman olduğu an...

Canınızdan çok sevdiğiniz, herşeyiniz, bitaneniz yaslar başını göğsünüze, elleri dolanır belinize, ya da bir elini koyar göğsünüze... sanki göğsünüz onun için yapılmıştır. sivri bir omuz, sivri köprücük kemiği, ama hemen aşağısında işte o kutsal yer... belki de biricik sevgilinizi bütün kötü şeylerden koruyabileceğiniz, bu sırada da tüm dertlerinizi unutup ölümsüz hissedebileceğiniz, sadece ikinize özel, ikinizin bildiği, ikiniz için yapılmış sığınağınız...

sevdiceğinizin başı göğsünüzde, yüzünü göremiyorsunuz, ama biliyorsunuz ki mutlu. huzurlu. burada güvende olduğunu biliyor. en ufak bir kötü şeyde sizin o meşhur koruma içgüdüsüyle birlikte her zamankinden daha güçlü bir şekilde ona destek olup koruyacağınızı biliyor. yanağını okşarsınız, saçlarında elinizi gezdirirsiniz, sıkıca sarılırsınız. onu ne kadar sevdiğinizi gösterebileceğiniz ve bunu en çok hissettirebileceğiniz anlardan bir tanesidir bence. tamam sevgi sözleri falan her zaman söylenir, çok da sevilir, ancak içinizde günden güne büyüyen ve sizi gittikçe daha çok duygulandıran, gözlerinizi dolduran sevginizi hissettirmek o kadar da kolay değil biliyorsunuz ki. gün boyunca kaç kere seni seviyorum demek geldi içinizden, kaç kere dediniz de sonra sevginizi tamamen hissettirdiğinizi düşündünüz ki? hatta ne zaman tamamen hissettirebilirsiniz ki? tarif edilemeyecek anlatılamayacak kadar çok olan bir şeyi nasıl hissettireceksiniz ki? hazır sevgiliniz kalbinize bu kadar yakınken, tek bir dokunuş bin tane "seni seviyorum"a bedelken, okşarsınız o tatlı yanakları pamuk saçları...

sevdiceğinizin başı göğsünüzde, yüzünüzü göremiyor, ama biliyor ki mutlusunuz. biliyor ki sevgiden içiniz titriyor gözleriniz doluyor yine. biliyor ki o anda yaslandığı yer hep onun, istediği zaman sığınabilir, her zaman onu korur, en kötü anında onun için moral kaynağı, mutluluk sebebi, hayatın ne kadar güzel olduğunu bir kez daha anlayabileceği sığınağı. biliyor ki o an atışlarını dinlediği kalp onun için atıyor, biliyor ki o kalbin yarısı kendi kalbi, öyle bir bütün olmuşsunuz ki..

belki de kalbe daha yakın durduğundandır. belki de erkeğin içindeki koruma - sahip çıkma içgüdüsündendir. belki de sevgilinin tamamiyle size yaslanmış, size bağlanmış duruşundandır. tam olarak neden bilemiyorum pek de umurumda değil zaten. harika bir şey ve zamanın en çabuk geçtiği, kendimi en iyi hissettiğim anlardan biri.

beş dakika sonra roller değiştiğinde, yani erkegin kadinin gogsune basini koydugu an olduğunda ise sanki beş dakika önceki koruyan, güçlü, sevgilinize destek olan, onun sığınağı olan adam siz değilmişsiniz gibi, resmen bir bebek olursunuz, belki de annenizin dizine yattığınızda ya da ona sarıldığınızda bile hissetmediğiniz kadar şevkat hisseder, sığınan siz olursunuz...

Ek$isozluk

15 Ocak 2008 Salı

14 Ocak 2008 Pazartesi

Var mısın? Yok musun?

- Her yarışmacının kutu açma sırası geldiğinde yarışan kişiye seni gerçekten çok seviyorum demesine, (bu kadar yapmacık olunur işte.oyunun kuralı sanki sevmek.)

- Yarışan kişinin açtıracağı kutu sahibine ne hissediyosun demesine, (ne hissedebilirki yaa anlamıyorum)

- Daha önce ne açmıştın. - 3 sefer küçük açmıştım.bu seferde küçük hissediyorum ama bilmiyorum büyükte olabilir denmesine, (hem hissediyon hem bilmiyon.bi karar ver be kadın)

- Son turlarda açtığı kutuda yüksek rakam çıktıktan sonra herkesin başını önüne eğip açan kişinin ağlayıp özür dilerim demesine, (bilerek büyük açtıya özür şart)

- Kutunun ipini kopardıktan sonra herkesin aynı şekilde yavaş yavaş kutunun üstünü temizlemesine, (bi kerede üfleyin bee)

- İp koptuktan sonra kutunun açılması için en az 1 dk beklenmesine, (biz niye strese giriyosak artık)

- Kötüye giden yarışmada yarışmacıların el ele tutuşmasına, (tabi tabi kutudaki rakamda değişir şimdi)

- 10 dan geriye doğru değilde artık 20 den geriye doğru saymaya başlanmasına, (5,4,3,2,1,0... dadadaaaann 250.000 ytl. noooldu yemedi dimi)

- Pozitif düşünülmesine, sinerji oluşturulmasına, hedisine, hödüsüne


Yukarıdaki maddeleri ben yazmadım ama benimde söleyeceklerim var.0-6 yaş grubu çocukların oynadığı oyunlardan uyarlanmışa benzeyen bu yarışmayı insanlar ne buluyorda izliyor.Yani karşında içine rastgele değerlerin yerleştirildiği bilmem kaç tane kutu var bir insan çıkıyor ortaya, kafasında mantık kurarak ki neden düşündüğünüde anlayamadım sonuçta karşındaki kutulara değerler rastgele yerleştirilmiş yani hiçbir mantık ve matematiksel formül işe yaramıyacağına göre zaman kaybından başka birşey değil, birde diğer yarışmacılar teletabi misali sevgi gösterilerinde bulunmuyor mu, insanlarda tv başına geçip saatlerce bunu izliyor birde yetmezmiş gibi yarışmanın kurgu olduğunu anlamayıp heyecan yapıolar.Bende bu salak yarışma hakkında yazı yazıp zaman ve enerji harcıyorum...

12 Ocak 2008 Cumartesi

30 yaşın altında 20 İnternet Milyoneri

Fikirlerini internete güzel bir şekilde yaratarak tabiri caizse oturdukları yerden zengin oldular.Sizde onlardan birisi olabilirsiniz. Elinizde olması gerekenler; güvenilir bir bilgisayar, internet bağlantısı ve parlak bir fikir ve düzenli çalısırsanız sizde onların arasına girebilirsiniz.

1. Mark Zuckerberg [ Facebook ] 23 Yaşında | $700M
2 . Andrew Gower [ Runescape ] 28 Yaşında | $650M
3. Blake Ross and David Hyatt [ Mozilla ] 22 Yaşında | $120M
4 .Chad Hurley [ Youtube ] 30 Yaşında | $85M
5. Angelo Sotira [ Deviant ART ] 26 Yaşında | $75M
6. John Vechey [ PopCap Games ] 28 Yaşında | $60M
7. Alexander Levin [ WordPress ] 23 Yaşında | $57M
8. Jake Nickell [ Threadless ] 28 Yaşında | $50M
9. Sean Belnick [ Biz Chair ] 20 Yaşında | $42M
10. Kevin Rose [ Digg ] 30 Yaşında| $31M
11. Ryan Block [ Engadget ] 25 Yaşında | $20M
12. Aodhan Cullen [ Stat Counter ] 24 Yaşında | $18M
13. Tom Fulp [ Newgrounds ] 29 Yaşında | $15M
14. Rishi Kacker and Matt Pauker [ Voltage ] 24 Yaşında | $12M
15.Markus Frind [ Plenty of Fish ] 29 Yaşında | $10M
16. Catherine and David Cook [ My Year Book ] 17 & Yaşında | $10M
17. Fredrik Neij [ The Pirate Bay ] 28 Yaşında | $10M
18. David Hauser & Siamak Taghaddos [ GotvMail ] 24 Yaşında | $8M
19. Jermaine Griggs [ Hear and Play ] 23 Yaşında | $5M
20. Jay Westerdal [ Domain Tools ] 29 Yaşında | $5M

Kaynak

Yazının sonunda şimdi yapmanız gereken sayfayı kapayıp cok calışmanız gerek yazıyor :) kolay gelsin...

9 Ocak 2008 Çarşamba

Bipolar Bozukluk

Bipolar bozukluk veya iki uçlu duygudurum bozukluğu, eskiden manik depresyon, manik atak veya manik depresif bozukluk olarak bilinen hastalıktır. Bipolar bozukluk, kişinin depresyon ve/veya mani, hipomani, ve/veya karışık durumlar geçirdiği duygudurum bozuklukları sınıfını tanımlayan tanısal kategoridir. Kişinin, depresif eğilimlerin yoğun yaşandığı dönemlerle, taşkınlık, coşkunluk olarak tanımlanabilecek mani dönemleri yaşadığı, bu bağlamda Bipolar Bozukluk ya da Manik Atak olarak tanımlanan bir rahatsızlıktır.

Belirtileri :
Kişiden kişiye değişiklikler göstermekle birlikte Bipolar Bozuklukda şu belirtiler görülür.
Ortalama başlama yaşı 21'dir. İlk atak erkeklerde genelde mani olurken, kadınlarda depresyon olur.
Uyuşturucu ve alkol kullanımı sonrasında da gelişebilir.
Manik dönemden deporesyona geçiş ani ve trajik olabilir.Depresyona ağır anksiyete panik ataklar eşlik edebilir
Aşırı konuşma eğilimi gözlenir. Kişi, olağan durumundan farklı ve belirgin bir biçimde hızlı ve sürekli konuşma eğilimindedir.
Zihinsel etkinlikler hızlanmıştır. Düşünceler ve çağrışımlar birbiri ardı sıra gelir. Kişi, çağrışımlar ve düşünceler arasında eleme yapmakta zorlanır. Bu durum "çağrışımlarda gevşeme" ve "düşüncelerde sıçrama" olarak da bilinir.
Kişi dikkatini belirli bir konu üzerinde, belirli bir süre tutmakta zorlanır. Zihinsel süreçler ve bunlara bağlı olarak konuşmalar, konudan konuya geçmekte, sıçramaktadır.
Toplumsal ilgi belirgin bir biçimde artmıştır. Kişi çok daha sosyal, çok daha girişken, çok daha atak olur.
Sonuçlarını hesaplamadan, yaşamdan zevk almaya yönelik etkinliklere girişilir. Çoğu geçici bir hevese yönelen etkinliklerdir bunlar. Giyiniş biçimini birden bire köklü bir şekilde değiştirme, toplumsal kuralları zorlayan cinsel deneyimlere girişme, hesapsız para harcama, ayna karşısında uzun süre vakit geçirme gibi belirtiler kendini gösterir.
Uyku gereksinimi düşer, günlerce uyumadan yaşarlar. Buna rağmen kendilerini iyi hissederler, hastalığın en önemli belitisi de budur ve sonuç itibari ile bir döngü yaşanır.
Aşırı ve abartılı bir özgüven görülür. Kişi kendini, her şeye gücü yeten, her sorunu çözebilecek, giriştiği her işin üstesinden rahatlıkla gelebilecek bir durumda algılar.
Hastada sanrı ve varsanrı, ani saldırganlık ve ani hakaret gözlemlenebilir.
Hastalar genelde uzun yıllar depresif bozukluk teşhisleri alabilir teşhis için hasta yakınlarını dinlemek daha dogrudur keza hasta kendi gerçek durumunun farkında olmayabilir ya da tersi hasta olarak tanımlanmamak korkusuyla hastalığını saklama ya da hekimi yanıltmaya çalışabilir.
Hobilerine ve kabiliyetlerine bağlı olarak manik dönemde fazlasıyla üretken olurlar.

Manik ataklar sırasında kişi, son derece yaşam dolu, neşeli, canlı, mutluluktan uçan bir insan görünümü verir. Bununla birlikte aşırı tutumlar sonucu davranışlar, aile sosyal ve iş yaşantısı bozulur.

Tedavisi :
Tedavi edilmediği durumda ağır bir seyir izleyebilen bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Tedavi edilmezse, kişi önce parasını, sonra işini, sonra eşini, sonra diğer dostlarını kaybedebilir; dolayısıyla, herşeyini kaybetmeden kendisine yardım edilmelidir.

Bipolar Bozukluk bazı kişilerde mevsimsel bir dalgalanma gösterir. Sonbahar ve kış, depresif durumun, ilkbahar aylarıysa manik atakları gözlendiği aylardır.

Duygudurumların yoğunluğu ve süresi kişiden kişiye büyük ölçüde değişir.

Bipolar Bozukluk tedavisinde ilk tercih olarak duygudurum düzenleyicisi denilen ilaç grubundan Lithuril marka adlı lityum karbonat tuzu kullanılır. Türkiye'de yaklaşık 30 bin kişi tarafından lityum kullanılmaktadır. Yinelenen bir pataloji olması nedeniyle lityum tabletlerinin ömür boyu alınması gerekebilir. Tedavi sırasında düzenli olarak lityum kan testleri yapılır. Serum lityum seviyesine göre psikiyatri uzmanı doktor lityum dozunu belirler. Manik atak döneminde 0.8-1.2 mEq/L, uzun dönemli idame tedavisinde ise 0.8-1.0 mEq/L serum lityum seviyesi hedeflenir.

Tedavi Sonrası :

Lityum tabletlerinin bazı yan etkileri görülebilir, bulantı, kusma, sık su içme gereksinimi, ellerde titreme ve kilo alma gibi. Hamilelik dönemleri süresince lityum kullanımına ara verilmelidir.

Kişinin ömür boyu uykusuz ve susuz kalmamaya, alkol kullanmamaya özen göstermesi gerekmektedir. Gerginlik yaratabilecek durum ve ortamlardan kaçınılmalıdır.

İlaçla tedavi, hastalığın kontrol altına alınması içindir. Esas olan bir psikologun tedaviye katılmasıdır. Bipolar Bozukluğun sağaltımı, genelde kişinin depresyon etkilerine daha açık olması sonucunu getirir. Kişi, bir psikoloğun yardımıyla, depresyon eğilimlerine karşı bir savunma geliştirmelidir. Yine de manik ataklar önlense bile, kişide genel bir durgunluk gözlenebilir. Kişi, bu eğilime karşı da hazırlıklı olmalı, bitkiselliğe kadar varabilecek süreçlere müdahale etmelidir. Tedavisi mümkün olan bir hastalıktır.

Kaynak Vikipedia

5 Ocak 2008 Cumartesi

Coldplay - Warning Sign



Coldplay - Warning Sign

i missed the good part, then i realised
i started looking and the bubble burst
i started looking for excuses

come on in
i've gotta tell you what i state i'm in
i've gotta tell you in my loudest tones
that i started looking for a warning sign

when the truth is i miss you
yeah the truth is that i miss you so

a warning sign
you came back to haunt me and i realised
that you were an island and i passed you by
you were an island to discover

come on in
i've gotta tell you what a state i'm in
i've gotta tell you in my loudest tones
that i started looking for a warning sign

when the truth is i miss you
yeah the truth is that i miss you so
and i'm tired
i should not have let you go

so i crawl back into your open arms
yes i crawl back into your open arms
and i crawl back into your open arms
yes i crawl back into your open arms

4 Ocak 2008 Cuma

The Last Kiss




www.lastkissmovie.com

Tür : Komedi / Dram
Yönetmen : Tony Goldwyn
Senaryo : Paul Haggis
Görüntü Yönetmeni : Tom Stern
Müzik : Schuyler Fisk
Yapım : 2006, ABD

Oyuncular

Zach Braff (Micheal) , Jacinda Barrett (Jenna) , Rachel Bilson (Kim) , Eric Christian Olsen (Kenny) , Casey Affleck (Chris) , Blythe Danner (Anna)

Genç çiftler, yaşlı çiftler, evlilik yolunda olan çiftler, evli çiftler, kötü giden evlilikler, terk edilme, aldatma, aldatılma, gelecek korkusu, evlilik korkusu ve benzeri kavramlar etrafında dönen; izleyebildigimiz birkaç kişinin yaşamından kesitler sunan, bunu yaparken aralarda küçük mesajlar da verebilen ortalamanın üzerinde, duygusal bir film.

Garden State'in yanına yaklaşamasada tabi Garden State'in yazar ve yönetmeni Zach Braff idi bu film Garden State'in "Let Go"sunun belki yarısı olabilir, gerçek korkular, endişeler, tatlar, arayışlar, mutluluklar, aldatmalar ve aldanışlar barındıran keyifli bir film.Mutlaka izlenilmeli yarın saat 21:50'de Kanal1 ekranlarında.

Fragman:

3 Ocak 2008 Perşembe

Juno



Director:Jason Reitman
Writer (WGA):Diablo Cody (written by)
Release Date:25 December 2007 (USA)
Genre:Comedy / Drama


IMDB Puanı:User Rating: 8.3/10 (10,017 votes)
Top 250: #182


Özet Konu:
Lise öğrencisi olan Juno, sıkıntı ve meraktan, okuldan arkadaşı Bleeker ile birlikte olmaya karar verir. Ancak hiç olmayacak bir zamanda umulmadık bir şekilde hamile kalır. En yakın arkadaşı Leah ile bu konuya bir çözüm bulmaya karar verirler. Bebeğini dokuz ay boyunca karnında taşıyacak ve onu varlıklı bir aileye verecektir. Juno bu olaylar esnasında oldukça olgunlaştığını hissetmeye başlar.

Roma Film Festivali'nde En İyi Film Ödülünü kazanan film, Independent Spirit Awards 2008 isimli ödüllerde en iyi kadın oyuncu, En İyi Film, En İyi İlk Senaryo, En İyi Yönetmen dallarında ödüle aday gösterildi.

Film 65. Altın Küre Ödülleri'ne de 3 dalda aday oldu.


Trailer:



Sanki basit bir gençlik filmiymiş gibi bir izlenim verebilir ama daha çıktığı ilk hafta imdb top250 de 182. sıraya yerleşmiş bir film, fragmanından anladığım kadarıyla harika bir senaryosu ve harika repliklere sahip sahneler var.Ayrıca başrolde Hard Candy Ellen Page oynuyor.