18 Ocak 2008 Cuma

Düşmanın yalnızca tükenen zaman olduğu an...

Canınızdan çok sevdiğiniz, herşeyiniz, bitaneniz yaslar başını göğsünüze, elleri dolanır belinize, ya da bir elini koyar göğsünüze... sanki göğsünüz onun için yapılmıştır. sivri bir omuz, sivri köprücük kemiği, ama hemen aşağısında işte o kutsal yer... belki de biricik sevgilinizi bütün kötü şeylerden koruyabileceğiniz, bu sırada da tüm dertlerinizi unutup ölümsüz hissedebileceğiniz, sadece ikinize özel, ikinizin bildiği, ikiniz için yapılmış sığınağınız...

sevdiceğinizin başı göğsünüzde, yüzünü göremiyorsunuz, ama biliyorsunuz ki mutlu. huzurlu. burada güvende olduğunu biliyor. en ufak bir kötü şeyde sizin o meşhur koruma içgüdüsüyle birlikte her zamankinden daha güçlü bir şekilde ona destek olup koruyacağınızı biliyor. yanağını okşarsınız, saçlarında elinizi gezdirirsiniz, sıkıca sarılırsınız. onu ne kadar sevdiğinizi gösterebileceğiniz ve bunu en çok hissettirebileceğiniz anlardan bir tanesidir bence. tamam sevgi sözleri falan her zaman söylenir, çok da sevilir, ancak içinizde günden güne büyüyen ve sizi gittikçe daha çok duygulandıran, gözlerinizi dolduran sevginizi hissettirmek o kadar da kolay değil biliyorsunuz ki. gün boyunca kaç kere seni seviyorum demek geldi içinizden, kaç kere dediniz de sonra sevginizi tamamen hissettirdiğinizi düşündünüz ki? hatta ne zaman tamamen hissettirebilirsiniz ki? tarif edilemeyecek anlatılamayacak kadar çok olan bir şeyi nasıl hissettireceksiniz ki? hazır sevgiliniz kalbinize bu kadar yakınken, tek bir dokunuş bin tane "seni seviyorum"a bedelken, okşarsınız o tatlı yanakları pamuk saçları...

sevdiceğinizin başı göğsünüzde, yüzünüzü göremiyor, ama biliyor ki mutlusunuz. biliyor ki sevgiden içiniz titriyor gözleriniz doluyor yine. biliyor ki o anda yaslandığı yer hep onun, istediği zaman sığınabilir, her zaman onu korur, en kötü anında onun için moral kaynağı, mutluluk sebebi, hayatın ne kadar güzel olduğunu bir kez daha anlayabileceği sığınağı. biliyor ki o an atışlarını dinlediği kalp onun için atıyor, biliyor ki o kalbin yarısı kendi kalbi, öyle bir bütün olmuşsunuz ki..

belki de kalbe daha yakın durduğundandır. belki de erkeğin içindeki koruma - sahip çıkma içgüdüsündendir. belki de sevgilinin tamamiyle size yaslanmış, size bağlanmış duruşundandır. tam olarak neden bilemiyorum pek de umurumda değil zaten. harika bir şey ve zamanın en çabuk geçtiği, kendimi en iyi hissettiğim anlardan biri.

beş dakika sonra roller değiştiğinde, yani erkegin kadinin gogsune basini koydugu an olduğunda ise sanki beş dakika önceki koruyan, güçlü, sevgilinize destek olan, onun sığınağı olan adam siz değilmişsiniz gibi, resmen bir bebek olursunuz, belki de annenizin dizine yattığınızda ya da ona sarıldığınızda bile hissetmediğiniz kadar şevkat hisseder, sığınan siz olursunuz...

Ek$isozluk

2 yorum:

Adsız dedi ki...

guzel degil

mcakir dedi ki...

neden acaba merak ettim?