
1988 yapımı bir animasyon film, dünyanın en iyi animasyon filmi olarak gösteriliyor çoğu yerde.Hotaru no haka, animasyon ama kesinlikle çocuklara göre değil zaten izleselerde pek birşey anlamazlar.Film fazla söze gerek bırakmıyor şu ana kadar ilk defa bir filmde acı unsuruna dayanamamaktan dolayı filmi atlata atlata izledim.Heleki benim gibi küçük bir kız kardeşe sahipseniz hiç izlemeyin derim.Ayıca Japon halkının savaş sırasındaki yaşayış tarzını görünce kendi milletimi daha bi çok sevmeye başladım.
Yukardaki yorumu yazdığım vakit baya geç olmuştu(aşağıda 03:19 yazıo) ondan dolayı kısa tutmuştum ama bu film daha fazlasını hakedio.Ve ekşisözlükten aynı fikirde olduğum ve bilgilendirici birkaç yorum.
-Konu nosaka akiyuki adlı birinin otobiyografisinden alınma ama ufak değişiklikler mevcut.. misal amcam yiyecek eline geçtiğinde kardeşine vermek yerine kendi yediğini söylüyor, öldüğünde kardeşi ister istemez rahatladığından söz ediyor vs.. dedikleri sindirmesi çok zor şeyler, ama filmdeki seita gibi hareket etseydi, sonu da onun gibi olacakti muhtemelen..
film herkesin dediği gibi tarihin en acıklı animesi.. havası bi mononoke himeden ya da spirited awayden cok farklı.. insan onlara voa böyle süper, şurasi şöyle muhteşem, böyle eğlenceli diyebilirken bunun hakkinda birseyler yazmak çok zor, hemen her karesi hüzün dolu.. yine de her zaman en iyi 2-3 çizgi filmden biri olarak kalacak bi başyapit..
-Biraz önce izledim , şu anda herşey boş geliyor. özeneerek döşediğim odam , gözüm gibi baktiğim kütüphanem , 2 de bir upgrade ettiğim bilgisayarim , biraz önce yediğim yemek , zırt pırt kullandiğim cep telefonum (gereksiz ve utanç duyulasi liste uzar gider).... hepsine gözümü kırpmadan arkamı dönerim setsuko için
--- spoiler ---
seita öyle çaresizdir ki, kardeşi setsuko'yu doyurabilmek için hırsızlık yapar. fakat yakalanır, dayak yer. kardeşinin kendisini o durumda görmesi üzerine de dayanamaz, ağlamaya başlar. ve kardeşi ona şöyle der :
- neren acıyor ? doktor çağırayım mı ?
setsuko 4 yaşında ufacık bir çocuktur ve o an abisinin ağlamasını sadece yaralarının acımasına bağlar.
onun saflığı ve abisinin bu saflık karşısındaki yapayalnızlığı tüm açıklığıyla ortaya çıkar bu sahnede.
--- spoiler ---
gerçek dünyaya dair yaşanan acıların çizgi dünyasında böylesine vurucu bir şekilde anlatılması insanı üzer, fazlasıyla da şaşırtır. zira, çizgi film denen kavramı tom ve jerry'den ibaret sanan çocukluklardık biz; alışkın değildik hiç çizgilerin ağlamasına...
ikinci dunya savasi sirasinda, anne ve babasini yitirmis bir abi-kardesin drami..
--- spoiler ---
filmde ates bocekleri insanlari temsil etmektedir.. kucuk kiz ates bocekleri icin mezar hazirlarken bir kac saniye kadar, insanlarin toplu sekilde mezarlara gomulmeleri gosterilir.. kucuk kiz sorar, ates bocekleri icin yaptigi mezari kapattiktan sonra "neden ates bocekleri bu kadar cabuk ölüyor?".. neden insanlar bu kadar cabuk ölüyor?
--- spoiler ---
-hayatımda izlediğim en güzel animeler rafina koydugum animedir kendisi..turk filmleriyle yetişmiş bir kuşak olarak çok severiz böyle ağlamaklı şeyleri.. e bunu da sevdim ben de işte.. çocuğun sevimliliği, ağabeyinin çaresizliği, iki zavallı çocuğun yaşam mücadelesi.. daha güzel anlatılabilir mi rengarenk ama acıklı olarak bilmiyorum.. izleyin mutlaka.. izletin..
-japonca olarak yani orjinalinin seyredilmesinde fayda var, türkçe altyazılarla izlemek bile ingilizce seslendirmesini izlemekten kesinlikle daha zevkli.. ufak kız çocuğunun ses tonu anlaşılmasa bile japonca çok daha sevimli çok daha güzel..
-bir de insan izlerken bütün o acımasız insanlardan nefret ediyor.. nedense bir nefret oluşuyor içinde o çizimlere karşı.. sanırım başarılı olmuş olduğunun göstergesi bu da.. rengarenk çizimlerden oluşturulmuş karakterlerden nefret edebilmek.. kesinlikle başarılı..kesinlikle güzel.. sıradan bir senaryo olsa bile önemli olan anlatımı işte.. olmuş.. evet kesinlikle olmuş.. miyazaki sağolsun ki onun sayesinde bu tür animeler de dikkat çekmeye başladı.. miyazaki yi bitirenler japon animelerinden kurtaramadılar kendilerini ve benzeri örneklere verdiler.. ve miyazakinin çizgi filmlerinin amerikan piyasasına sürülmesiyle bu gibi animeler de değerlendi.. diğer yönetmenlerin de sesi duyulur oldu.. çok da iyi oldu.. kısacasi; tesekkurler miyazaki ve studio ghibli
--- spoiler ---
film sonunda iki damla gözyaşına hakim olunamıyor.. bir yerlerini acıtıyor insanın en son sahneler.. tabutla kardeşini yaktığı sahnede insanın içi acıyor ve kendi kendine ''iyi ki animeymiş'' dedirtiyor.. evet iyi ki de animeymiş yoksa çok daha ağır gelirdi..
--- spoiler ---
günlük güneşlik bir hava sonrası, bombarduman etkisiyle grıleşen gökyüzü ve patlamayan bombaların çıkardığı tok metalik sesler ve havaya kalkan küller gibi detaylarla süslenmiş anime. bu tarz hassasiyetler profesyonelliğin bir diğer parçasıdır.
--- spoiler ---
seita'nın annesini hastanedeki ziyaretinden sonra, kız kardeşinin ağlaması ve içindeki her türlü hissi bastırabilmek için, oyun bahçesindeki barda parandeler atması, sanırım sinema tarihinin en insanî sahnelerinden biridir.
--- spoiler ---
4 yaşındaki bir çocuğun hareket ve davranışlarını en iyi şekilde yansıtabilmiş yapıttır kanımca. üstelik bir anime ile.
japon imparatorunun, zaten kudurmaya meraklı halkının başına açtığı belayı da güzel anlatır bu film.
--- spoiler ---
bu hareketlerden en tatlısı belki de, seita'nın ilk defa kendisi yemek pişirip setsuko ile birlikte yediklerinde, yemeği bitirir bitirmez sofra başında uzanması ve setsukonun onu düzgün oturuşla ilgili uyarmasından sonradır.(japonların yemekte dizüstü oturuşlarını bilirsiniz) seita bunun o an önemsiz olduğunu söyler. setsuko sadece o minik ayaklarından birini yana doğru 10 cm açar...
--- spoiler ---
--- spoiler ---
gece uyurken seita'nın setsuko'ya sarılmaya çalışması, setsuko'nun buna karşılık "öf seita" tavrıyla onu kenara itmesi(aynısını kardeşim bana yapar) gülümsetir bizi. abi-ablanın kardeşini -sevgiden- sıkıştırmasına karşılık kardeşin bu itişi fazlasıyla gerçekçi ve tanıdıktır.
filmin sonlarında bir sahnede setsuko'nun yanında yatmaktadır seita. ama bu kez setsuko onu itmez, itemez...
--- spoiler ---
-2. dünya savaşı'nda japonya'da iki kardeşin yaşam mücadelesinin anlatıldığı son derece dokunaklı bir o kadar da güçlü anime. tek derdi yarın ne giyeceği olan veya halinden hiçbir şekilde memnun olmayan kişilere "hotel rwanda" ve "la vita è bella" ile birlikte izletilmesi gereken çok iyi, çok gerçekçi yapım... etkisinden kurtulmanız epey sürecektir. hani bazı filmler olur ya, izlemesi çok zordur ama arada izlenmelidir ki; insanı silkeleyip kendine getirsin, bu da onlardan biri. hele sizin de ufak bir kız kardeşiniz varsa içiniz daha da fazla acıyor, daha da fena oluyorsunuz. (ayrıca hikaye gerçek olaylara dayanıyor.)
-insanı salya sümük harcatan anime . hele küçük kardeşiniz varsa vay halinize. film(ya da her ne ise) her ne kadar görünürde savaşı eleştiriyor gibi görünse de aslında savaş anında insanların hayatta kalabilmek uğruna ne kadar acımasız olabileceğinin altını çiziyor. iki çocukla yemeğini paylaşmak o kadar zor mu, savaş ve yokluk beni de bu kadar acımasız yapar mı? diye sordurtuyor
-savasin gercek yuzunu ve insanlarin insanliklarini kaybettikleri kirilma noktalarindan biri oldugu gercegini bir tokat gibi yüzümüze vuran ve belki de utanctan aglatan film, cünkü bu utanc aclikla ve sefalatle yüzyüze gelsek bir tabak pirinci paylasacak güce sahip olamayabilisimizden kaynaklanir...
hayatimda daha önce hic bir animeyi izledikten sonra karakterler gercek oyuncuymus gibi hissetmemistim.
--- spoiler ---
tüm film boyunca aglamadan dayanan bünye bile kücük kizin kardesine camurdan yaptigi köfteleri uzattigi sahnede mutaka dagiliyordur. halbuki kardesi ona karpuz getirmistir, zavalli cocuk iki isirik alir ve son sözü tesekkurler seita olur :(
--- spoiler ---
-sozlukten ilgili baslik okunduktan sonra izlenirse daha zavallim setsuke animenin basinda gorundugunde hungur hungur aglatmaya baslayan, sonuna kadar da susturmayan, bittikten sonra bile ipini koparmis hickiriklara engel olunamayan, buyuk ihtimalle daha bir kac gun hatirladikca aglatacak bir anime. aslinda iki lafi bir araya getirip birseyler yazmak istiyorum ama dagildim resmen. allah'im lutfen artik annesinin babasinin sevgisine, sefkatine, korumasina, dunyanin yasanilasi guzel bir yer olduguna inanmaya muhtac cocuklar, hayatin ne kadar acimasiz oldugunu vaktinden erken ogrenmek zorunda kalmasinlar.
-ilk sahneden itibaren insanın boğazında bir düğümle izlediği.. bir şekilde kendini tutabildiği..
ama setsuko nun abisi için yaptığı topraktan pirinç toplarını görünce gözyaşlarına hakim olamadığı anime..
insanlara hem izletmek isteyip hem de onlarla birlikte tekrar izlemeye cesaret edemediği, savaşın yüzünü en güzel biçimde ifade eden yapımlardan biri..
çocuklar ölmesin, meyve şekeri yiyebilsinler..
Ne zaman canım sıkılsa tekrar izlemek için yeltendiğim fakat cesaret edemediğim anime.
Asla bir daha izlemek istemiyecegeniz, dunyanin en guzel filmi. sonu gelmez.
(birkaçı dedik ama yarısından fazlasını yazdım)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder